RSS

Hükümet ve Kuzey Irak

Cum, Eki 26, 2007

Serbest Yazı

Tell a Friend

erdogan002.JPG

1)Hükümet gerekli kararlılığını hem Türkiye’ye hem de dış mihraklara gösterdi.
2)Kim ve hangi topluluklar ile hangi koşullarda savaşacağını günlerce analiz ederek 74′teki gibi haklı olduğumuz davada işgalci güç konumuna düşmemize neden olan diplomasi eksikliği bu kez tekerrür etmedi.
3)İngiltereye giden başbakanımız, İngiltere başkanı Mr. Brown ile yaptığı basın toplasında işgalci güç olarak Irak’a girmeyeceğinin altını çizdi ve PKK’nın terör örgütü olduğunun meşruiyetini İngilterey’e kabul ettirerek olası bir sınır ötesi harekatta işgalci duruma düşmeyeceğini tüm dünyaya duyurmuş oldu.
4)Ekonomik anlaşmaları askıya alarak Irak’a ekonomik yaptırım uygulama konusunda gözdağı verdi (fakat bugün Irak meclis başkanının petrolü keseriz tehdidinden sonra durum ne vaziyet alacak merak konusu).
5)İnsanları soğuk kanlılığa davet ederek bir iç çatışma ortamına sürüklenmek istendiğimizi açıkça insanlara gösterdi, insanların fevri davranmasının önüne geçti.
6)ABD’nin umursamaz tavrına “günah bizden gitti” gibi cevaplar verebildi.
7)Tansiyonu daha da arttıracak sözde ermeni soykırımı konusunda Genelkurmay başkanımız çıkıp “Amerika ayağına kurşun sıktı” diyebildi.
8)Tayyip Erdoğan, Barzani ve Talabani gibi işportacı siyasetçilerle muhattap olmadığını haklarında tek kelime etmeyerek gösterirken bu boşluğu Cemil Çiçek harika bu üslupla ve çok güzel hicivlerle telafi etti.
9)Her ne kadar bazı partilerimiz böyle bir milli durumda siyaset yapmamaları gerektiğinin farkında olmayıp hala siyasi rant peşinde koşmuşlarsa da milletimizin her parçası tek yürek olup hükümeti desteklemesi takdire şayan bir hareket oldu.
10)Avrupa’nın bazı ülkeleri ve ABD, Kuzey Irak’tan Kürdistan diye bahsetmesine; bazı aydınlarımız, “Türkiye’nin acziyeti” diye bahsederken bazıları da topraklarımıza dahil olmayan bir bölgeden bahsedildiğini vurgulayarak buna bir söz söyleme hakkımızın olmadığını savundu.

Yüzlerce senaryo üzerinde dönen Kuzey Irak durumunun Amerika’nın iki müttefiğinin ortasında kalması vaziyetine bağlayarak şu yorum bana çok daha mantıklı geliyor:ABD, Türkiye’nin Kuzey Irak’a müdahale etmesini kesinlikle istiyor. Kürtlerin yarın öbür gün güçlenip tıpkı Saddam örneğinde(biliyorsunuz Saddam’ı yaratan ve besleyen ABD’dir) olduğu gibi sahibine palazlanmayacağından emin olamıyor. Güçlü bir Kürdistan oluşumunun önüne geçmesi için ise tek bir seçenek kalıyor, o da Türkiye. Biliyorsunuz ki Irak işgalinde Amerika’nın Irak toplarındaki tek müttefiği Kürtlerdi. Yüksek ihtimalle Kürtlere vadedilmiş sözler var. Bu yüzden Amerika’nın hayal edilen “Kürdistan” üzerinde daha fazla bir söz sahibi olma hakkı yok ki zaten Irak’ta olmasının meşruiyeti yeterince kan kaybetmişken daha fazla bu meşruiyetin kan kaybetmesini de istemiyor. Bu sebeple Kürtlerin arkasından Türkiye’ye göz kırpararak; “girmeyin, girmeyin” diyor. Bu daha çok “girin” ve “direnci kırın” siz de rahat biz de rahat “girmeyin”i gibi geliyor bana.

İkinci senaryom felaket tellallığı olacak: SSCB’nin çökmesinden sonra bir diplomatın Amerika’ya, “Size yapabileceğimiz en kötü şeyi yaptık, sizi rakipsiz bıraktık” cümlesi Amerika’nın islam’ı rakip olarak görmesiyle tarihe karıştı. Bahesttiğim “islam” Arapların İslam’ı değil yüksek ihtimalle çünkü parayla satın alınabilen islam’ın kimseye zararı yok. O halde karşısında Saddam’ın Irak’ı, son zamanlarda Amerikayla ters düşen Suriye, Amerika’yı hiç iplemeyen bir İran ve denge siyasetiyle her zaman müttefiği ve bazan patronu da olsa hiçbir zaman kesin güvence vermeyen Türkiye. Türkiye öyle bir ülke ki, Rusya, AB, ABD ve İslam ülkeleriyle, yani neredeyse her dünya tarafıyla ittifak kurabilen müthiş bir “denge siyaseti” ülkesi. Denge siyasetinin doğru olup olmadığını yorumlamak zor fakat bildiğim “İkinci Dünya Savaşı” sırasında hem Rusya hem Almanya hem de İngiltereyle yapılan gizli anlaşmaların gün yüzüne çıkmasıyla Türkiye itibarını bir hayli kaybetmiş hatta İngiltere’nin o yıllarda Türkiye’ye ambargo koyması söz konusu. Uzun lafın kısası, sıranın yavaş yavaş kendisine geldiğinin farkına varan Türkiye, İran gibi İslam’ın en büyük kalesini kaybetmeden önce Amerika’ya karşı bir başkaldırı yapıyor ve İran’a yapılabilecek bir saldırıda hiçbir şekilde ABD’nin müttefiği olmayacağını belirtiyor -Biliyorsunuz Irak’ta ne yazık ki yapılanlarda Türkiye’nin de parmağı var. Bu ecazeti ABD karşısında güçsüz bir ülke ve Gayri Safi Milli Hasıla’da dünyanın 20. ülkesi olmamızın arkasına saklamak istiyorum-.

Dileğim bahçemizdeki barış ve kardeşliğin bu karışıklıktan ve senaryolardan etkilenmemesi.

Share This Post
,

Yazar:

meftare Didamangisa´da 190 yazıya sahip .


2 Bu yazı için yapılan yorumlar.

  1. yellowledbetter:

    hükümetin bu süreçte yaptıklarını senin yaptığın gibi sıralarsak ortaya gerçekten de olumsuz sayamayacağımız bir tablo çıkıyor.Ancak bu aşamaya gelene kadar yaşanan süreçle ilgili bir kaç madde sıralanmak istense tablo farklı renklere bürünebilir :)

    Sınır Ötesi harekat yapılırken iyisiyle kötüsüyle kendi içimizde zaten bütünlük sergilemek zorundayız.Bu nedenle senin çizdiğin tabloya bakmayı tercih ediyorum.

  2. asorkac:

    Açıkçası düşüncelerinizin doğrulutusu kendinize kalmış da; yazım kuralları konusunda biraz daha özenli olmanız daha uygun olacaktır kanımca…

Yorumunuzu Yazınız.