Fatih Akın’ın “Askerlik yapacağıma bir kağıt parçasından vazgeçerim” sözüne biraz odaklanlmak lazım. Fatih Akın Türkiye’nin yetiştirdiği değil ama Türkiye’nin sahip olduğu ya da sahip olduğunu düşündüğü küresel boyutta en büyük yönetmenlerden biri. Öyle ki başarılarını kendimize mal ettiğimiz, farklı ulustan biriyle konuştuğumuzda “şunu tanıyor musun, bunu tanıyor musun” şeklinde sorduğumuz ilk zatlardan biri fakat “Askerlik” ile [...]
Okumaya devam edin...27. Kasım 2007
Baba Ve Piç Elif Şafak Kitapta kıvırdığım bir sayfa ya da kitabı okurken aldığım bir not olmadı. Kitabın yazılma amacı Türkler’in bazıları böyle, bazıları şöyle, Ermeni’lerin de bazıları böyle bazıları şöyle düşünüyor konseptinden daha ileri gitmemiş ya da götürülmemiş. Yer yer Türk kültürüne ait öğretiler mevcut; bir evde oturan 4 kadının birinin kemalist, birinin militarist, birinin dindar, [...]
Okumaya devam edin...22. Kasım 2007
Son üç yıl, dolar tutanların kaybettiği, buna karşılık dolarla borçlananların kazandığı bir dönem oldu. Dolarla borçlanıp hiçbir şey yapmayanların bile kazanç sağladığı bu dönemde dolarla borçlanıp mevduat yapanlar, Hazine kâğıdı ya da gayrimenkul alanlar çok daha fazla kazançlı çıktılar. Bunları bir örnekle açıklayalım. Diyelim ki bundan tam bir yıl önce bankanızdan dolar cinsinden yüzde 15 [...]
Okumaya devam edin...19. Kasım 2007
Gecenin tam üçü, perdeyi aralıyor, dışarı bakıyor; sokak lambasının aydınlattığı o küçücük sahneden ve loş ışığın içinden geçerek boş sahneye düşen yağmur damlalarından başka birşey yok, gerisi karanlık. Rüzgarsız gece, sadece yağmur sesi geliyor dışarıdan, gerisi sessizlik, bir kaç kelime dahi dökülüverse dudaklarından bütün şehir duyacak sanki. O saatlerde ne hissederseniz gerçektir ve ne söylerseniz [...]
Okumaya devam edin...19. Kasım 2007
Yetenekli futbolcular yetiştirmek için en önemli unsurlar, komşu teyzeler, onların çiçekleri ve top kontrolünün zor olduğu saha şartlarıdır. Tam gol yapacakken ayağınızı yerdeki bir taşa, zeminin biraz yüksek bir bölümüne çarptığınız, düştüğünüzde her tarafınızı toz toprak içinde bırakan, etinizi acıtan ve muhtemelen çiçekleriyle uğraşmayı seven komşu teyzenin, cicanenin, yengenin bahçesine sınır olan alanlar, [...]
Okumaya devam edin...11. Kasım 2007
Aykırı film Y Tu Mamá También‘de tanımış olduğum Maribel Verdu’nun de oynadığı Pan’s Labyrinth son zamanlarda izlediğim en iyi film. Filmdeki çift çapraz temayla ayrı bir ahenk yakalamış yönetmen aynı zamanda filme masalsı anlatım hakim. Üç oskar sahibi filmi İzlemediyseniz mutlaka izleyin. Fragman IMDB
Okumaya devam edin...11. Kasım 2007
["Süryani ve Ermeni Soykırımı/ Eskiden ve Şimdi Namuslu bir Kürt'ün İtirafları" Haydar Işık I., 17 Nisan 2005, Iraklı Hıristiyanlar Örgütü* (Alman dilinden çeviri.wm.warda)] ‘Ben bir Alevi Kürt’üyüm. Bizim yaşadığımız yerlerde camiler yoktu. Çocukluğumda civardaki Ermeni kiliselerinin yıkıntılarına gıpta ederdim. Duvarlarının yıkılmış olmasına karşın, kubbeleri, sütunların üzerinde dikili dururdu. Üzerlerine boyanmış şahane resimler hâlâ görülebilirdi. Doğduğum şehre [...]
Okumaya devam edin...11. Kasım 2007
Bundan sekiz yıl kadar önce, Temmuz, 1999′da, Ermeni Forum’unda, (Armenian Forum) Londra’da “önemli” olduğu vurgulanan bir seminerin haberi çıktı: Konu, geçtiğimiz 80 yıl süresince “Türk milliyetçiliğinin Kürtler ve Ermeniler üzerindeki etkisi”. ABD’nin önde gelen üniversitelerinden University of Michigan, Ann Arbor öğretim üyesi Ara Sarafyan ile “İngiltere’de Bedford ve Leicester’de yerleşik, De Monford Üniversitesi hocası, “Türkiye’de Kürt [...]
Okumaya devam edin...10. Kasım 2007
Küçük Balıkları Yiyemeyen Köpekbalığı Araştırmacılar bir köpekbalığını oda büyüklüğündeki bir cam bölmeye koyarlar. Cam bölmenin diğer tarafında da balıklar var. Köpekbalığı ne tarafa gitse cam bölmeye çarpar. Bir süre sonra cam bölmeye çarpmamayı öğrenir. Çünkü ne kadar uğraştıysa da diğer taraftaki balıklara ulaşamaz. Köpekbalığı 21. günden sonra cam bölmelere hiç çarpmamayı öğrenir. Bunun üzerine cam [...]
Okumaya devam edin...9. Kasım 2007
Hava soğuktu, uzaktan kalkış saatini bir türlü ezberleyemediğim otobüse bakıp kalkmadan yetişebilir miyim acaba diye hesaplarken bir yandan akbilimi arıyordum üstelik aynı adna karşıdan karşıya geçmeye de çalışırken… Otobüse binmemin tescili olan akbil sesini işittikten sonra boş bulduğum koltuğa oturuverdim hemen. Bir müddet sonra otobüsteki tüm boş yerler gibi yanımdaki koltuk da dolmuştu zaten. Biraz [...]
Okumaya devam edin...
27. Kasım 2007
Yorum yapılmamış