Hava soğuktu, uzaktan kalkış saatini bir türlü ezberleyemediğim otobüse bakıp kalkmadan yetişebilir miyim acaba diye hesaplarken bir yandan akbilimi arıyordum üstelik aynı adna karşıdan karşıya geçmeye de çalışırken… Otobüse binmemin tescili olan akbil sesini işittikten sonra boş bulduğum koltuğa oturuverdim hemen. Bir müddet sonra otobüsteki tüm boş yerler gibi yanımdaki koltuk da dolmuştu zaten. Biraz gittikten sonra yanımdaki kızın telefonu çaldı. Aslında ben işittiğim son cümleye kadar telefonla konuştuğunu bile fark etmemiştim. Kapatmadan hemen önce “seni seviyorum” demişti kız. Üstelik telefon bana çok yakın olduğundan karşıdan gelen yanıtı da duymuştum istemeyerek. Sonra yüzümü çevirdim cama doğru, yolculuk böyle bitti eve geldikten sonra siteye baktım Faten’in yazısını okurken aklıma otobüsteki kız geldi. Sonra düşünmeye başladım en son ne zaman seni seviyorum dediğimi.
Ne kadar önemserdim bu cümleyi. Muhtevasının hak ettiği biçimde vurgulamaya çalışırdım doğru hecelerini. İki ekmek bir maltepe üzeri cebimdeki bozuk paralar gibi değildi hatta dedemin cüzdanındaki ucu kıvrılmamış seri numaraları aynı banknotlar kadar büyüktü değeri. Sonra baktım işler böyle olmuyor ani bir davalüasyonla düşürdüm değerini. Çünkü baktım ne zaman maça bu paraloyla başlasam ofsayttan yemişim tüm golleri.
Bu kadar :)

Kasım 10th, 2007 at 10:38
Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti
Yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
0 üzüntü birden gelir
Yağmurlu havalarda
Yeniden kurarım dünyayı ben
Kederlerle
Kimseler aşık değil mi bu şehirde
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
Hava martılar ışıklı şehir
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesız kucaklamak istiyorum
Dünyayı şehri ve seni
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
Kasım 11th, 2007 at 01:14
Bazı konularda plansız hareket etmek gerekir. Bir anda, olacağı varsa olur fikriyatıyla…
Aralık 24th, 2007 at 22:27
kurbağa prens masalını geniş kitlelere yaymak lazım belki de…
Ocak 11th, 2008 at 17:04
En kötüsü de şudur ki senin aklın seni sıkan binbir seyle binbir parcaya bölünmüşken duydugun tek bir söz seni allak bullak ediverir. Bu gibi durumlarda sadece olmasını beklemenin yetmediğini anlayiverirsin ama bazen de ne yaparsan yap olmaz…