Yetenekli futbolcular yetiştirmek için en önemli unsurlar, komşu teyzeler, onların çiçekleri ve top kontrolünün zor olduğu saha şartlarıdır. Tam gol yapacakken ayağınızı yerdeki bir taşa, zeminin biraz yüksek bir bölümüne çarptığınız, düştüğünüzde her tarafınızı toz toprak içinde bırakan, etinizi acıtan ve muhtemelen çiçekleriyle uğraşmayı seven komşu teyzenin, cicanenin, yengenin bahçesine sınır olan alanlar, tekniğinizin gelişmesine zemin hazırlar. O toz toprak içindeki sahada, istediğinizi yapabilmek için defalarca başarısızlığa uğrarsınız; topunuz ne kadar sakınsanız da yeni dikilen bir gülün, “sarışınım benimmm” diye sevilen bir papatyanın veya narin yapraklı ortancanın tepesinde patlar. Bu sahaların gladyatörleri, teyze korkusu nedeniyle topa istedikleri gibi hükmetme konusunda daha fazla azim gösterirler. “Teyzenafobya” sadece tekniği geliştirmekle kalmaz, topu bahçeden çaktırmadan alabilmenin de bir planlama, sabır ve dikkat işi olduğunu size öğretir.
Bahçeye girebilmek için ilk yapmanız gereken, bahçe kapısını usulüne uygun açabilmenizdir. Menteşeleri yağlanmamış, yan taraftaki kalın kazığa bir demir halka ile tutturulmuş kapılar en tehlikeli olanlarıdır. Menteşesi yağlanmadığından, giriş ve çıkışlarınızda öterler. Demir halka, acele bir şekilde hareket edildiğinden, bir türlü kapının ilk çıtası ile kalın kazık arasına geçirilemez. Teyzelerin futbol sahalarındaki gibi oynanmamış süre kavramı da olmadığından, zaman kayıpları sürekli aleyhinize işler. Siz içeriye girerken, geride kalan hemen sıvışmayı ilke edinmiş topdaşlarınız “Hakkımızı helal ediyoruz” der gibi size bakacaktır. Topu, bahçeye atan siz olduğunuz için gidip her koşulda almalısınızdır, mazeret üretme durumunda değilsinizdir. Artık top ufalmış, bahçe gözünüzde büyümüştür. Bu arada, topu atan alır kuralı da önemlidir. Bir sahada top oynanıyorsa ve komşu teyzenin bahçesine top kaçmışsa; bilin ki orada, topu kimin alması gerektiğine dair hararetli bir tartışma da yapılıyordur. Bahçeye topu atan alır kavramı, mesuliyet sahibi ile teyzeyi bir araya getirmeyi amaçlayan tarihi bir kuraldır. Önceleri top bahçeye kaçtıkça kaleciler bi koşu gidip alırlarmış. Bu bir koşular, teyzeler ile kalecileri sürekli karşı karşıya getirdiğinden, genelde kaleye geçirilen hımbıl, daha az yetenekli ve cüssesi ile iş yapan topdaşlar kazan kaldırmış. Tarihte Celali İsyanları olarak da bilinen isyanların asıl adı, Kaleli İsyanları’dır. Bu isyanlar, Vakayi Hayriye/Vakvakiye yani hayırlı olay olarak da anılırlar çünkü kaleciliğin devamını sağlamışlardır. Futbol bu yüzden sadece futbol değildir, temelinde önemli tarihi gerçekleri barındırmaktadır.
İçeriye fark edilmeden girdikten sonra en önemli husus topu kısa zamanda bulabilmektir. Bu sebeple, top bahçeye doğru süzülürken ısrarla takip edilmeli ve düştüğü yer tespit edilmelidir. Duvarların yüksek olduğu bahçelerde, topun gittiği yön bulunmasını kolaylaştıran bir etkendir. Top gözden yittikten sonra bir çarpma sesi duyulmuşsa bu yöntem de işe yaramayabilir. Bahçeye giren yiğit kişinin, bütün bu olasılıkları gözden geçirmesi gerekir. Bahçe önceki tecrübelerinize istinaden, tanıdığınız bir coğrafi alan olabilir, top en kısa sürede de bulunabilir ama tedbiri kesinlikle elden bırakmamak lazımdır. Tavuk, kaz, ördek, hindi ve köpek gibi evcil ama ispiyoncu mahlûkata dikkat edilmelidir. “Kışşşt, hoşşşşt…” gibi efemini sözler edilmemelidir; bu hem teyzenin sizi duymasını hem de mahlûkatın klasik tarzdan teknoya geçişini kolaylaştırır. Özellikle hindiler “glu glu glu” şeklinde bağırmamalıdır; çünkü kulakları ağır işiten teyzeler glu gluyu, “…golü… golü” şeklinde anlayabilir ve bahçesinde bir gol mü değil mi tartışmasının olduğunu zannederek, yerinden fırlayabilir. Mahlûkat ürkütülmeden usulca yanlarından geçilmelidir.
Topa ulaştığınız vakit manzara beklediğinizden de kötü olabilir. En kötüsü yeni ekilen bir çiçeğin kırılmasıdır. Teyze dırdırının en çekilmezi, yeni ekilen çiçek için olanıdır. Mevsimi olmadığı halde dökülen gül ve ortanca yaprakları, devrilmiş saksılar, içinden bir nesne çıkarıldığı ayan beyan ortada olan sık otlar, kırılmamış ama şiddetli çarpmanın etkisi ile bükülen dallar bahçeye tanımlanamayan bir şeyin girdiğini gösterir. UFO olayı da buradan çıkmıştır. Unidentified Flying Objects (Tanımlanamayan Uçan Cisimler) tanımı ilk olarak top için yapılmıştır. Mutfakta veya evin herhangi bir odasında meşguliyet halindeki teyzeler, camın önünden hızla geçen topu seçemediklerinden ve veletler topu hemen alıp sıvıştığından, bahçelerinde yukarda anlattığımız deformasyonlara neden olan cisimlere, “UFO” adını vermişlerdir.
Futbolcu adayımız bütün bu olaylardan sonra birçok şeyi tecrübe etmiştir. Çok sert bir şutla daha rahat gol yapabileceği bir pozisyonda dahi daha uygun durumdaki arkadaşına topu aktarmak, ayak içi ile plaselemek, ayak üstü ile şandallemek, topa kavis vermek ister çünkü sert şut, havalanma ve bahçeye gitme olasılığı yüksek şuttur. Yardımlaşma duygusu ve ayak tekniği gelişir. Risk almayı sevenler de çıkar; onlar sert ama düzgün şut atma konusunda kendilerini geliştirirler. Her iki kategoriye giremeyen adaylar ise hem sert ve isabetsiz, hem de alternatiflerden yoksun şutlar denerler. Bu arkadaşlara “kazma” veya “pis burun vuran” denir ki, mümkün olduğunca kaleye geçirilmelidirler, degajlarına müdahale edilmeli, minareye diker gibi topu dikmemelidirler.
Bu yüzden FIFA dünyada yılın futbolcusunu seçerken Yılın Komşu Teyzesi’ni de seçmelidir. Belki bu sene Ronaldinho’nun ödül aldığını seyreden komşu teyzinho hınzırca gülerek, ezilen çiçeklerinin yerine yenisini ekmeyi planlamıştır; bir başka… dinho’nun bugününü görmek için.
- 2006 Dünya’da Yılın Futbolcusu Ronaldinhooooo
- Eşşoğlueşşeklerrrr, topları patlayasıcalar… Gitti canım ortanca.
Yazıyı bizimle paylaşan çok değerli dostum Osman Yorgun’a teşekkür ediyorum.

Yorumunuzu Yazınız.