![]()
Fatih Akın’ın “Askerlik yapacağıma bir kağıt parçasından vazgeçerim” sözüne biraz odaklanlmak lazım.
Fatih Akın Türkiye’nin yetiştirdiği değil ama Türkiye’nin sahip olduğu ya da sahip olduğunu düşündüğü küresel boyutta en büyük yönetmenlerden biri. Öyle ki başarılarını kendimize mal ettiğimiz, farklı ulustan biriyle konuştuğumuzda “şunu tanıyor musun, bunu tanıyor musun” şeklinde sorduğumuz ilk zatlardan biri fakat “Askerlik” ile ilgili söylediği “Askerlik yapacağıma bir kağıt parçasından vazgeçerim” sözleriyle bir anda bizi “ne oluyoruz” hallerine sokarken belki de şimdiye kadar kendi kendinize ne gelin güvey oluyordunuz demek istiyor.
Kişisel olarak kendisine insan olmasından başka beslediğim bir sevgi ve yahut hayranlık yok. Yaptığı hiçbir filmi de beğenmedim. Nacizane sinema kültürüm beni yanıltıyor olabilir ama hiç olmassa karşılaştırma yetimiz var. Bana kazandırdığı tek şey daha önceden duyma fırsatı bulamamış olduğum Sezen Aksu’nun “Yine mi Çiçek” şarkısı, gerçekten kendisine şükranlarımı sunuyorum, çok büyük bir kazanç oldu benim için.
Akın’ın her ne kadar ulus bilinci olmadığını görsek de bu zat’ın ülkeye reklam açısından büyük bir kârı olduğu aşikar. Hiç olmazsa yabancıların tanıdığı profesorlerimizin ve sanatçılarımızın olması bize bir özgüven sağlıyor. Sağladığı reklamı umursamayıp ya sev ya terket konsepti şeklinde “ya askerliğini yap ya da yürü git” mi yoksa “ne dersen de kardeşim yapmasan da olur, sen işine bak mı?”. Benim fikrim bu gibi insanlardan ülke’nin kâr elde etmeye çalışması gerektiği. Tıpkı Aurelio’nun anayasadaki bir maddeyle -hatırladığım kadarıyla kişi ülkenin çıkarları uğruna T.C vatandaşı olabilir- T.C vatandaşı olduğu gibi, T.C vatandaşı olan ve dünyada Türkiye’nin ismini duyurabilen Fatih Akın gibi insanlara da askerlik yapmama imtiyazı sağlanabilmesi. Her şeyden önce vatanımızı düşünüyorsak, küresel bir dünyada reklamın ülkeye sağlayacağı yararı görmezden gelemeyiz.

Yorumunuzu Yazınız.