Devir intikam devri… Bir dönem AKP’ye tabiri caizse kök söktüren herkesten, her kurumdan intikam alınmaya başlandı. Kişiler ve kurumlar sistematik şekilde ortaya atılan kaynağı belirsiz haberlerle yıpratılmak isteniyor. Hükümet bir dönem güçlerini kendisine karşı kullananlara sabah programlarındaki “çamur at izi kalsın” politikasıyla karşılık vermeye başladı bile.Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında topluma enjekte edilmeye çalışılanları hepimiz hatırlıyoruz.
Şimdi sıra YÖK’te.YÖK en büyük desteği olan Ahmet Necdet Sezer’den mahrum dolayısıyla istenilen her türlü değişim için düğmeye basılabilir.YÖK’ün yaptığı muhalefeti bugün benim diyen muhaletefet partileri yapamamıştır. Birileri sürekli YÖK’ün bu konuda fikir beyan etmesini eleştire dursun bu ülkenin profersörlerinin, rektörlerinin kısacası bilim adamlarının siyasi konularda fikir beyan etmeleri toplumu aydınlatmaları kadar normal bir şey düşünemiyorum.1950li yıllara geri dönülmek isteniyor gibi…( 1953te Profesörlerin siyasete katılmasını önlemek için Üniversite Kanunu’nda değişiklik yapıldı.)
YÖK’ün neden kurulduğunu bağımsız üniversite önünde engel olup olmadığını elbette tartışmak lazım amcak kurulduğu yıllaradaki siyasi konjonktürün farklılaştığını gözönüne aldığımızda ve günümüzün siyasal durumunu da gözönüne alarak bir değerlendirme yapıldığında özgür bağımsız üniversite isteyenler dışına YÖK’ün en büyük muhalifinin hükümet olduğunu görüyoruz.İlk grubun YÖK’ün kuruluşundan bu yana neden karşı oldukları zaten açıktır ancak AKP’nin YÖK’e olan tutumu dikkatle takip edilmelidir.Yüksek Eğitim Kurumları ve buradakiler bir bakıma azınlıktırlar, demokrasinin tuhaf matematiğiyle güç sahibi olanlar azınlıları dikkate almayabilir çıkan farklı sesleri susturmak isteyebilir en kötüsü çoğunluk oldukları için buna hakları olduğunu düşünebilirler.İktidarın tekbir güç etrafında şekillenmesi tüm kurumların aynı notayı basan ensturmanlara dönmesi bir ülkenin geleceği için son derece tehlikelidir.Parti içinde imparatorlukla yönetilenlerin üklede demokarsı rüzgarını arkalarına son sürat ilerlemeleri kaygı vericidir.Bir dönem önlerine engel gibi koyulan demokrasiyi kendi lehlerine çevirmeyi başaranlar şimdi ağızlarında sakız gibi çiğedikleri demokrasiyi yüzümüze doğru büyük ir zevkle şişirip şişirip patlatıyorlar.
Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın YÖK’te yapacağı yenilikleri her birlikte izlerken, kadrolar yeniden şekillenirken üniversitelerde, var olma sebepleri olan öğrencilerin mi, yoksa AKP’nin mi söz sahibi olacağını çok geçmeden göreceğiz.

Aralık 12th, 2007 at 17:35
Siyasi arenadaki hükümet – YÖK savaşını, uygulanan stratejileri ve taktiksel manevraları çok güzel bir biçimde dillendirmişsin Yellow ledbetter. Çoğunluğun amfili sesi olması sebebine YÖK’e ve AKP’ye birlikte karşı olanların savlarını arkalarına alma seçeneğini cepte tutma avantajı da eklenince YÖK’le ilgili istenilen her düzenlemenin kolaylıkla yapılabileceğini düşünüyorum. “Düşmanının düşmanı da düşmanı olma” sorunsalıyla karşıkarşıya bulunun muhaliflerin bu gelişmeler karşısında zoraki olarak hükümetin yanında yer alacak olması AKP’nin işini kolaylaştıracaktır. Böyle bir ortamda, sonuçta öğrencilerin özerk üniversitelerde geniş söz hakkına sahip olacağı bir tablonun şekillenme ihtimali ne yazık ki sadece istatistiki olarak var gözüküyor. Bekleyip göreceğiz.