RSS

Türban, Gamalı Haç, Orak- Çekiç, Zırva

Cts, Oca 19, 2008

Din, Yorum

Tell a Friend

Hrant Dink’i saygıyla anıyoruz.

Erdoğan’ın “Türban; siyasi bir simge olsa ne olur, olmasa ne olur” sözleri İspanya’dan Türkiye’ye gür bir yankı oluştururken bu hafta Türban mevzusu, Siyaset Meydan’ları, 32. Gün’ler bilimum tartışma programlarının gündemine oturdu. Bütün yazılı basın bunu konuştu. Cumhuriyet Başsavcıları fikirlerini belirtti. Yök Başkan’ı Özcan -beni şaşırtarak- “benim ile ilgili bir konu değil” dedi ki görevine geldiği ilk hafta ağzına bu konuyu pelesenk etmişti. Yapılan yüzlerce yorum’u okumak, dinlemek zor fakat her zamanki gibi iki blok ve ortaya oynayanlar şeklinde istifleniyor yorum sahipleri.

Niyet önemli. Eylemi, amaçlara bölen telakki mekanizması ortaya gizli istekler ya da farklı amaçlar çıkarabilir. Türban takan bir insanın dini görevini yerine getirmesi ve türban üzerinden din siyaseti yapmak istemesi gibi. Bunu yadırgayadabiliriz fakat şu da var ki Türban’a siyasi simge demek eldeki verilerle akıl kârı değil. Türban, Gamalı Haç gibi bir partinin amblemi değil. Aynı şekilde komünizm gibi bir politik akımın simgesi de değil. Dolayısıyla Türbanla Gamalı Haç ve Orak- Çekiç’i karşılaştırmak pek akil değil. Aynı zamanda Türban’ı Haç ile bile karşılaştıramayız. İslam dini, İsevi dini gibi sembolik bir öğeye sahip değil. Bunca veriye rağmen(verisizliğe rağmen) diyoruz ki türban(bu isim de elitler tarafından konuyor, fransızca bir isim) bir siyasi simgedir. Bu sav’a karşılık çıkıp ansiklopedik karşılık vermek de fazla demogojik kaçıyor fakat siyasi simge olduğunu söyleyenler de çıkıp sağlam referanslarla iki kelam edemiyor.

Yıllardır lise bitince evinde oturan başı kapalı kızlar artık evinde oturmuyor. Dersanelere gidip üniversitelere girmek için başı açık insanlar gibi uğraşıp, üniversiteyi kazanıyorlar. Sanatsal faaliyetlere katılıyorlar. Bu aslında Türkiye adına çok büyük bir kazanç çünkü üç kişi çalışırken beş kişiye çıkıyor bu rakam. Bu kazançtan rahatsızlık duyan, birilerini ötekileştirmeye çalışan kesimle karşı karşıyayız. Tiyatro’ya giden örtülülerin’ın(sıkmabaşlar; bu isim de elit olanların bir tabiri) oraya yakışmadıklarını söyleyerek ve hatta hiç sıkılmadan “bunların burada ne işi var” gibi safsatalarla kin kusuyorlar. Sanki sanat’ı takip etmek  sadece başı açıklar için. Şu anlaşılası; İnsanlar için din bu kadar önemliyse, dini bütün gibi gözükeni ayırmak, bilinçaltında din için yapılan bir kavram gibi yer bulabilir. Bu yüzden kamusal alanda türban’ın yasak olması savunulabilir de sanatsal bir aktivitede bu toplumsal ötekileştirmeyi gerekli görmenin bir anlamı yok. Uzlaşma şart. Tabii bunun Türkiye’yi kurtarmaktan daha zor olduğunu belirtmekte fayda var çünkü sabit fikirlilerle uğraşmak -Deve, hendek hikayesi-… Sahi Türkiye’nin kurtulması da bu değil mi?

Share This Post
,

Yazar:

meftare Didamangisa´da 189 yazıya sahip .


Yorumunuzu Yazınız.