RSS

Kabileler Ülkesi Kenya’da Neler Oluyor?

Sal, Oca 29, 2008

Afrika, Güncel, Yorum

Tell a Friend

Hepimizin bildiği gibi Afrika ülkeleri zengin doğal kaynakları ve köle ticareti nedeniyle yıllar boyunca Batı uygarlıklarının sömürgesi altında yaşadı. Batı ülkeleri daha zengin olma-dolayısıyla daha güçlü olma- uğruna Afrikalı’ların sırtında yükselen uygarlıklar yarattılar. Bugün uygarlığın merkezi olarak gördüğümüz batı’nın yükselişinin arka planında Afrikalı insanların sefaleti de yatıyor.

Afrika ülkeleri 60′lı yıllarda bağımsızılıklarını kazanmaya başladı fakat bu bağımsızlıklar kendilerine bir fayda getirmedi. Bağımsızlıktan önce çekilen sefalet ve kölelik yerini dış mihrakların da kışkırtmalarıyla bitmeyen karışıklıklara, kabile savaşlarına hatta toplu kıyımlara bıraktı. Son olarak bu kıyımlardan sorumlu neferleri Kenya’da görüyoruz.

Kenya’da neler olduğunu konuşmadan önce, hakkında biraz önbilgi vereyim. Kenya; Sudan, Etiyopya, Uganda ve Somali’ye komşu hint okyanusuna sınırı olan bir Başkanlık Cumhuriyeti. Resmi adı Kenya Cumhuriyeti, başkenti Nairobi olan Kenya’da 60′ yılına kadar ingiltere sömürgesi olduğu için ingilizce ve Kishavili resmi dil. Yaklaşık 35 milyon nüfusa sahip ülkenin %45′i Protestan, %33′ü Katolik, %10′u Müslüman ve %12’si de diğer dinlere mensup. En önemli kabile ülkenin %22’sini oluşturan Kikuyu. Diğer kabileler %14 Luhyo, %13 Luo, Kalenjin %12, Kamba %11, Kisii %6, Meru %6, diğer Afrikalılar %15. Gayri Safi Milli Hasılası 18 milyar dolar(pek anlamlı olmasa da bir nebze açıklayıcı olması için bu rakamın Türkiye’de 400 milyar dolayında olduğunu söyleyelim).

Kenya 27 Kasım 2007 tarihine kadar her alanda gösterdiği istikrar ile göze çarpan bir ülke konumundaydı. 27 Kasım seçimiyle Devlet Başkanı Mwai Kibaki rakibi Raila Odinga’yı geride bırakırken Odinga’nın seçime hile karıştırıldı savıyla ortaya çıkması Kenya’yı Kibaki’nin Kikuyu kabilesi ile Odinga’nın Luo kabilesi arasında bir iç savaşa sürükledi. Şimdiye kadar 1000′e yakın ölünün olduğu söyleniyor ve yaklaşık 200 bin kişi de yerinden edildi. Seçime hile karıştırılmasıyla ilgili AB gözlemcilerinin yorumu doğru olduğu yönünde. Aynı şekilde ABD’nin Kenya Büyükelçisi Michael Rannenberger BBC’ye yaptığı açıklamada, bazı seçim bölgelerinde kullanılan oy sayısının, kayıtlı seçmen sayısını geçtiğini berlirtti.

Kenya’da toplumsal kriterler kabileler üzerine kurulu. Yaklaşık 40′a yakın kabile var ve bu kabilelerin başındakiler kabile mensupları tarafından bir sözcü hatta toplumsal figür olarak kabul ediliyor. Her ne kadar sivil toplum örgütleri Kenya’da aktif olsalar da yerleşmiş olan çok derin kabile sistemi’nin yıkılması şimdiye kadar gerçekleşmedi bundan sonra da olası gözükmüyor.

Bu iç savaşın asıl nedeni olarak ABD eski Afrika Masası Uzmanı Michelle Gavin’in yorumu çok da ilginç değil:

Doğal olarak ülkede siyaset de, kabile dinamiklerinin etkisi altında. Şimdi olduğu gibi, geçmişte de, iktidar sahibi olan kabile, kendi mensuplarını kayırıyor ve bu durum toplumun diğer kesimlerinde önemli bir “dışlanmışlık” hissi yaratıyor. Kikuyu kabilesine mensup Kibaki’nin son seçimleri kazandığını açıklamasıyla, Odinga’nın Luo kabilesinin derin haksızlığa uğradığını iddia etmesi de bu psikolojiden kaynaklanıyor. Luo kabilesinin Odinga’nın gelmesini istemesi, onun ülkeyi Kibaki’den daha iyi yöneteceğini düşünmesinden değil; sadece gücü elinde bulundurma isteğinden.

Michelle Gavin’in bahsettiği gücü oluşturan en önemli etmen “hamilik”. Devletin iktidarı hangi kabilenin elindeyse o kabile’ye mensup insanlarla diğer kabilelere mensup insanlar arasında fark oluşuyor. Bu fark’ı oluşturan etmenler: para, mevki… Dolayısıyla bu iç savaşın oturduğu röperin kabileler arası çekişme olduğunu söyleyebiliyoruz.

Şiddet hala dinmemiş durumda ve arada pikler yaparak devam ediyor. Dinmesi için atılan adımlar da bir işe yaramıyor. Kibaki’nin Odiga ile görüşmek istemesi ve bu şiddet’e bir son vermek istediğini belirtmesine rağmen Odiga’nın “Kibaki, seçimlere hile karıştırdığını itiraf etmeden anlaşmamız imkansız” demesi de kafaları karıştırıyor. Bu kadar insan ölürken hala siyasi erk sahibi olmayı istemek olayın başka bir ecazet kokan yanı.

Herkesin kafasında oluşan konu ise acaba Kenya, Ruanda olur mu? Bu küçük bir ihtimal çünkü Ruanda ile Kenya arasında kabileler arası çekişme bakımından seçim öncesine kadar çok daha soft bir ilişki vardı. Yetkililer Ruanda’daki gibi bir iç savaşın yaşanacağı ihtimalini düşünmek istemiyor. Aynı zamanda dünya ülkelerinin de Ruanda’yı tecrübe ettikten sonra aynı şekilde bir iç savaşa daha gözlemci olarak kalacaklarını düşünmüyorum. (Ruanda’da Hutular 800 bin Tutsi’yi katletmişti.)

Yıllar yılı sömürgenin eşiği olmuş Afrika’nın kölelikten ve sefaletten kurtulduktan sonra düştüğü bu durum nasıl bir paradokstur, mantıklı bir çerçeveye oturtmak zor…

Share This Post

Yazar:

meftare Didamangisa´da 189 yazıya sahip .


1 Bu yazı için yapılan yorumlar.

  1. yellowledbetter:

    batıya ait bir korku öğesi olan vampir kurbanının boyunundan iki küçük delik açarak tüm kanını emer dışardan cesete bakıldığında ölmekten çok uyuyormuş gibi bir hisse kaplır insan.İşte ingiliz sömürüsü de böyledir 60 yıl boyunca Kenya’nın kanını emmmeye devam ederken dışarıdan gözlene şey aslında ölmek üzere olan bir vucudun görünüşüdür.Sömürücü işini bitirdikten sonra geriye ceset kalır.

    Yıllarca sömürüldükten sonra Afrikanın istikrarını sağlayamaması bence çok normal.Çünkü bağımsızlığını kazandıktan sonra istikrar sağlayabilmek belirli bir demoktarik olgunluğun, birikimin sağlanmasıyla mümkün olablirdi.Böyle bir ülke zaten 60 yıl esaret altında tutulamazdı.

Yorumunuzu Yazınız.