
Hepsinden önce: Türkiye’de nükleer santral (NS) yapılması konusundaki tartışmada ortaya atılan görüşleri sunacağım. Sunacağım ki taraf tutmak isteyenlere yardım olsun. Bu görüşleri araştırması ve sahiplenmesi okura kalmış.
16 şubat cumartesi günü, ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik tesislerinde bir panel vardı (“Nükleer Santralleri Tartışıyoruz”, 14:00). Mühendislik okuyan bendeniz gitmeliydi çünkü bir nükleerdir gidiyordu, ve bu konuda taraf olmak, bunun için de bilenleri dinlemek gerekiyordu. Peki Bayram Efendi gibi uranyumla haşır neşir olacak mıydık?
Günümüzde devletler en çok enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyaç devasa boyutlara ulaştığında, nükleer enerji gündeme geliyor, uygulanıyor veya kapsamı artırılıyor. Türkiye bu konuda bakir bir ülke, yatırımlar içinse 5-6 milyar dolardan söz ediliyor. Ayrıca konunun sağlık ve çevre boyutu da var. İşte tartışmanın kökeni buraya dayanıyor.
Konuşmacılar Süreyya Yücel Özden, Nevzat Şahin, Arif Künar ve Nurşah Koşar kariyer sahibi ve bilgili insanlar. Zaten yaptıkları konuşma ve sunumlar teknik verilere dayanan, araştırma eseri şeylerdi. NS’ye muhalif olan Künar’ın da panelin, alışılmışın dışında, barış içinde geçtiğini söylemesi, konuşmacılarda karşılıklı saygının bir göstergesi.Yaklaşık 150 katılımcının yarısı enerji sektörüyle alakasız insanlar; vatandaşlar. Yine bazı insanların ellerinde çay ve çörekler, ortamı sahiplenmişçesine..
Gelelim Türkiye’de NS yapılmasıyla ilgili olumlu görüşlere.
Gelişmiş birçok ülkede NS kullanılıyor: ABD, Fransa, İtalya, Çin, Japonya,…
Bu teknolojinin CO2 salınımına etkisi yok.
Son yıllarda petrol ve doğalgaz ile kömür fiyatları anormal arttı, uranyumda durum daha iyimser. Yeni madenlerin açılmasıyla şu anki fiyatın düşeceği öngörülüyor.
NS maliyetleri içinde yakıtın payı %10 civarında, doğalgaz ve kömür santrallerindeyse çok daha yüksek (%40 - %60). Dolayısıyla NS maliyetleri, uranyum fiyatlarındaki dalgalanmadan, daha az etkileniyor.
Çin’de her yıl, İngiltere’deki kurulu güç kadar NS devreye giriyor, NS kurmak sanıldığı kadar zor değil..
NS’nin enerji üretim kapasitesi oldukça yüksek. Kısa vadede Türkiye’deki enerji sıkıntısına çözüm olacağı söylenebilir.
NS yapılmasına karşı görüşler ise, çözüm üretmekten çok eldeki önerileri eleştirir nitelikte.
NS kurmak kadar sökmek de pahalı. Yangın, deprem, arıza, iklim değişikliği gibi türlü nedenlerle ortaya çıkabilecek çok büyük ekonomik başarısızlıklar sözkonusu.
Yakıtların nihai bertarafı ile ilgili kesin bir çözüm yok. Günümüzde radyoaktif sızıntı yapan atıklar, aktivitesi azaltılıp depolanıyor ancak tamamen ortadan kaldırılamıyor. Ancak bazen bunlardan yeniden yakıt üretmek de mümkün olabiliyor.
NS’ler, savaş veya terörist saldırı durumlarında açık hedef oluyorlar.
Benim önemli bulduğum muhalif görüşlerse şunlar:
Yüksek enerji üretimi yerine düşük enerji tüketimi politikaları tercih edilebilir. Kaçak ve kayıplar azaltılarak milyonlarca dolarlık enerji tasarrufu yapılabilir.
Kojenerasyon (biyogaz) kullanılarak karbondioksit ortadan kaldırılarak enerji üretilebilir.
Alternatif enerji kaynakları kullanılabilir (güneş, rüzgar, dalga,..).
Bunlara ilaveten, ülkemizde onca yolsuzluk sözkonusuyken 6 milyar dolarlık bir devlet projesine rıza gösteremem.
Sonuç olarak, lütfen, kullanmadığınız ışıkları açık tutmayın..
Teşekkürler..

Şubat 18th, 2008 at 15:29
tüketilen enerjiye kaynak bulmak bakımından NS kısa yoldan çözüme gitmek gibi görülüyor ama bu dikkat ve özen gösteren uzunca da bir süreçi gerektiriyor.Ömrünü tamamladıktan sonra ya da başka bir nedenle sökülmesi gerektiğinde ya da atıkların saklanmasında gerekli özenin nedense gösterilemeyeceği gibi bir kanı oluşuyor insanda :)Öte yandan yangın, savaş v.s. gibi etkenleri hesaplayıp vazgeçmek de biraz paranoyakça olur diye düşünüyorum. Senin de dediğin gibi “Yüksek enerji üretimi yerine düşük enerji tüketimi politikaları tercih edilebilmesi” aslında en mantıklı çözüm ama onuda bu ülkenin insanlarına anlatmak NS atıklarını saklamak kadar meşakkatli bir iş ama enerji tüketimine kaynak bulmak zorundayız ben önünde sonunda NS kaynaklı enerjinin Türkiye’de de yerini alacağını düşünüyorum.
Mart 4th, 2008 at 20:52
Burada kanımca kritik faktörler var.
1- Özellikle Avrupa üzerindeki enerji yükünü Türkiye gibi “uydu” olarak nitelendirebiliecek ülkeler üzerinden giderme arayışında. Gelişen Rusya, Avrupa için orta-uzun vadede enerji bağlamında büyük bir tehdit oluşturuyor. Kurulacak bir NS, Avrupa’ya da enerji pomapalayacağı için Avrupa’nın elini Rusya’ya karşı güçlendirecektir.
2- ABD işin silah boyutuna önem veriyor. Rusya’ya paralel olarak nükleer anlamda geliştiği öngörülen İran’a karşı Türkiye üzerinden önemli mesajlar veriliyor.
…
Biz ne kadar tartışırsak tartışalım, son kararı biz vermeyeceğiz.
Mart 5th, 2008 at 10:19
mavi, ilk görüşünü ilginç buluyorum, AB’ye entegrasyona kadar da uzanıyor..
ikincideyse anladığım kadarıyla, türkiyenin, abd’nin “level atlayıp” nükleere kavuşan bir askeri olacağımızı ima etmişsin. bu da ilginç:)
benim düşüncem sonuncusu ve ona ilaveten, bu konuda sesimizi yine de kısmamamız gerektiği.
Mart 12th, 2008 at 04:14
son goku, aslında temel mesele, hangi komplo teorilerinden dem vursak vuralım, konunun Türkiye kamuoyundan çok, dünya kamuoyunda tartışılması…
Sokaktaki adamımız henüz, NS’nin ne olduğu ya da ne gibi riskleri getirdiği konusunda bırak bilinç sahibi olmayı, NS’nin ne olduğunu bilmiyor.
NS projesine karşı olanlar, “NS’ye hayır” kampanyaları düzenlemek yerine, Türkiye’nin emperyalizme karşı dirençsizliği üzerine kafa yormalı.