
Film bir mahkeme salonunda latin amerikalı bir gencin cinayet suçundan birinci dereceden suçlanmasıyla başlar. Gencin savunma kanıtları zayıftır ve alehine bir çok kanıt gösterilir. Suçlu bulunduğu takdirde idam cezasına mahkum edilecektir.
İçlerinde Henry Fonda‘nın da bulunduğu 12 jüri üyesi nihayi kararı vermek için odalarına giderler. Filmin neredeyse tümünün geçtiği mekan burasıdır. Kararın verilmesi için yapılan oylamada Mr Davis (Henry Fonda) dışında herkes suçlu hükmünü vermiştir. Mr. Davis kanıtların güvenilmezliğine dikkatleri çeker . Film boyunca bu 12 kızgın adamın diyalogları büyük bir yer kaplar. Tek tek her jüri üyesi Mr. Davis’e hak vermeye başlar. Aslında önceden 11 jüri üyesi tarafında verilen “suçlu” kararlarının başka nedenlere dayandığı öğrenilir; yabancı düşmanlığı ve geçmişle hesaplaşma… Bazıları ise sadece “sürü” psikolojisine uyup çoğunluğun verdiği kararı doğru kabul ettiği için “suçlu” oyu vermiştir. Tabiki “suçlu” olduğu yönünde verilecek kararın bir idam cezasını beraberinde getirecek olması da jüri üyelerini Mr Davis‘i dinlemeye yöneltmiştir.
Film süresince karakterlerin Mr Davis‘le uzun diyalogları dikkat çeker. Bu diyaloglar “suçlu” oyunun arkasındaki diğer nedenlerin bulunduğu zamanlardır. Karakterler zamanın amerikasında toplumu en iyi temsil edecek şekilde seçilmiştir. Toplumun yargılayıcı, farklı olanı dışlayıcı ve zalim tavrı 11 jüri üyesi tarafından temsil edilirken, azınlıkta kalan sağ duyulu vatandaş ise Mr. Davis tarafından temsil edilmiştir.
1957 yapımı , yönetmenliğini Sydney Lumet‘in üstlendiği film bir çok ödüle laik görülmüştür;
1957 berlin international film festival: golden berlin bear;
1957 british academy awards: best actor (fonda);
1957 edgar allan poe awards: best screenplay; (en iyi film)
1957 national board of review awards: ten best films of the year; (yılın en iyi on filmi)
1957 academy award nominations (oskar adaylığı) : best picture (en iyi film), best director (en iyi yönetmen-lumet), best adapted screenplay (en iyi sinemaya uyarlama)
İzlenmesini hararetle tavsiye ederim.

Mart 4th, 2008 at 20:44
Bu filmi ilkokul yıllarımda babamla birlikte izlemiştik. Babam izlediği en güzel birkaç filmden biri olduğunu söyler. Defalarca izlediğim ve üzerinde uzun uzun düşündüğüm bir film.
Paskamer,
Harikalar yaratıyorsun…