RSS

Türkiye, Kazananı Olmayan Bir Savaşa Doğru Adım Adım İlerliyor

Cts, Mar 22, 2008

Köşe Yazısı

Tell a Friend

Eyüp Can’ın son gelişmelerle ilgili yazısı çok ilgimi çekti sizin de okumanızda fayda var. Yazıda adı geçen Gökhan Özgün’ün “Taraf olanların dikkatine” yazısına da bilahare göz atmanızı öneririm. Gökhan Özgün ezber bozan bir kişilik, Radikal Gazetesinde yazıyor, daha önce rastlamadıysanız bundan sonra takip edin derim.

Bırakın marjinalleri Yeni Şafak’tan Ali Bayramoğlu, Radikal’den Gökhan Özgün gibi özgürlükçü yazarlar bile köşelerinde açıktan “Tarafınızı seçin ve orada durun. Empati devri ebediyen bitmiştir” diye yazabiliyor.
İlhan Selçuk gibi “tarafını çoktan seçmiş” bir yazar Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde “Hesaplaşmaya hazırlıklı olalım” diye yazdığı gün, Doğu Perinçek ve Kemal Alemdaroğlu ile birlikte gecenin alacakaranlığında apar topar gözaltına alınıyor.
Makulün, ortak zeminin, sağduyunun zemini geri dönülmemecesine dinamitleniyor.
Allah aşkına bu ülkede neler oluyor?
Eğri oturup doğru konuşalım.
Kimse İlhan Selçuk’u sevmek, onun cuntacı geçmişini, jakoben dünya görüşünü hemen her gün köşesinden okuyucusunu “taraf olmaya” davet edişini onaylamak zorunda değil.
Doğu Perinçek ve Kemal Alemdaroğlu’ndan provokatif üslup ve davranışlarından dolayı nefret de ediyor olabilirsiniz.
Ama yine de 84 yaşında bir adamı, alacakaranlık kuşağı filmlerine taş çıkartırcasına gecenin 04.00′ünde derdest edip gözaltına alamazsınız.
Velev ki tarafınızı seçmiş, İlhan Selçuk’u, Doğu Perinçek’i, Kemal Alemdaroğlu’nu “düşman” ilan etmiş olsanız bile.
Savaşın bile bir hukuku vardır.
Ne oluyoruz abiler?
Aklımızı mı kaçırdık. Kutuplaşma yetmedi, iç savaş mı çıksın istiyoruz?
Kürsel dalgalanma, ekonomik durgunluk, siyasi kriz falan filan…
Bırakın bunları bir kenara. Asgari demokrasi, asgari insan hakları, birlikte binlerce yıllık yaşanmışlığın getirdiği hukuk bile tehlikede.
İnanın öyle bir noktaya doğru gidiyoruz ki “ilk günahı” kimin işlediğinin de bir önemi kalmayacak.
Varsa bir günah, -emin olun var- HEPİMİZİN.
AKP’yi siyaset dışı yollarla yok etmeye dönük hamleler ne kadar yanlışsa, ister e-muhtıra olsun ister dava, İlhan Selçuk’un, Doğu Perinçek’in, Kemal Alemdaroğlu’nun bu şekilde derdest edilmesi de o kadar yanlış.
Bu saatten sonra “Efendim onlar şunu yaptı, biz de karşılık verdik” diyerek çetele tutmanın hiç kimseye faydası yok.
İster “AK parti gerdi” deyin ister “yeminli AK Parti düşmanları.”
Sonuçta taraflaşa taraflaşa hep birlikte memleketi fazlasıyla gerdik.
“Bir ipte iki cambaz oynamaz” derler. Zannetmeyin ki en cambaz diğerini düşürecek.
Asgari nezaket kurallarını hiçe sayan her cambazlık, üzerinde durduğumuz ipten bir ilmek daha götürüyor. Bir tırmık oradan, bir tırmık buradan; ip kopuyor.
İlhan Selçuk, Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu..
Üçü de tarafını çoktan seçmiş seksenine merdiven dayamış eski kalemşor.
“Azılı muhalif” olmanın ötesinde varsa bir suçları -ki Türkiye gibi demokrasi sicili bozuk bir ülkede yazar-çizer takımı olarak her an hepimizin olabilir- “Ergenekon ya da Mergenekon”, sabah mesaisiyle birlikte gönderirsin emniyet görevlilerini, medeni bir biçimde çağırırsın karakola, varsa sorun sorarsın, ifade lazımsa alırsın, elinde yeterli delil varsa gözaltında tutarsın, mahkemede kanıtlarsan hapse de atarsın.
Buna kimsenin edecek lafı olmaz!
Ama yok tarafız ya, düşmana bile yapılmayacak eziyetle 84 yaşında, kalp ameliyatlı, gazete sahibi-köşe yazarı bir adamı sabahın 4′ünde, sanki azılı bir teröriste operasyon yapar gibi emniyete götürdüler.
Oysa adamların emniyet tarafından verilmiş korumaları bile var.
Sanki davet etseler gelmeyecek, arasalar kaçacakmış gibi!
Peki neden? Çünkü hesaplaşıyoruz!
İlhan Selçuk bu ülkede dünya görüşü olarak kendimi en uzak hissettiğim insanların başında gelir. Perinçek ve Alemdaroğlu’nu fikir kategorisine bile almam.
Selçuk’un Ergenekon soruşturmasında adı şifreli olarak geçtiği söylenen emekli bir komutanla Cumhuriyet gazetesinde oda komşusu olduğu da sır değil.
Fakat cuma günü onlara yapılanı, mesleğinin baharında bir gazete yöneticisi olarak kendime yapılmış saydım. Utanıyorum!
Türkiye’yi iki ateş arasında sıkıştıran her adımdan utanıyorum.
AK Parti’ye karşı yapılan “siyaset dışı” her müdahaleyi de İlhan Selçuk-Doğu Perinçek-Kemal Alemdaroğlu’na karşı yapılan alacakaranlık operasyonunu da utanç verici buluyorum.
Taraf olanlar isterlerse sevinçten göbek atsın.
Kazananı olmayan bu savaşta, “taraf olmayan bertaraf olur” aforizmanıza inat TARAF olmuyorum.

Eyüp Can

Share This Post

Yazar:

meftare Didamangisa´da 182 yazıya sahip .


Yorumunuzu Yazınız.