İnsan o ilk çığlığı koyuverdiğin an hayatı vücudunun her karışı ile duyumsar. Bu bir merhaba’dır kimi zaman, bazen “burada ne arıyorum” şaşkınlığıdır, bazense başka duyumsamaların yarattığı ürpertidir.
Bilim insanın duyumsama süresinin altmış-yetmiş yıl olduğundan bahseder. Halbuki insan, bilimi sonsuz bir katsayı ile aşan yetiye sahip değil midir? Düşgücü… İnsan canlıların en büyük savaşının yanına ikincil bir gayeyi ekleyedurur: Hayal eder, kırılır, düşer, kalkar ve yeniden hayal eder. Her bir insan, kendinden öncekinin hayalleri üzerinde şekillenir ve duyumsadığı her anı kendi hayalleri ile birleştirir. İnsan’ı yetmiş yıldan sıyırıp binlerce yıla kavuşturan budur.
İnsanı salt bir organizma olarak görmek, kendi hissedişlerini inkar etmektir. Çünkü o, biricik yüreğe sıkışmış bir kalp atışından ibarettir: Hissedilen her an, duyumsanan her karışta yaşar. Çocuğuna kızan da odur, sevdiğine gül alan da. Hayalleri adına deli gomleğini çıkaran da, gayeleri uğruna kan döken de… Aynıdır ve değişmez. Binyıllardır dönelen bilinçle kuşatılmış olsa da o, sıkıştığı kalbin her haykırışında kana tekrar işler, her nefes alışta yeniden dokulara sımsıcak siner*
…
Aydınlanma bilinci ile insanın savaşı korkunçtur. Çünkü bilinç en kuvvetli noktadan hükmetmek ister. Duyumsamaz, dün ve yarının hesapları içindedir. İnsanın taşıdığı kaos içinden bir düzen oluşturma peşindedir. Bu nedenle de organizmaya hapsolmuştur. Bencildir ve unutmaz. Oysa insan öyle midir? Yaşadığı her anı dolu doluya duyumsamak ister, zamandan soyutlanmıştır. Kendi zindanında matemini tutar** O, organizmanın en yumuşak, sıkışık noktasında durur ve yalnızca açılıp kapanır.
Ateşten uzaya yayılan bir dönencede hayal eden ademoğlu, üzerindekini yırtıp atabilirse kendine aynadan bakabilecektir. İşte o zaman, başka bilinçlerin hükümlerinden arınıp kendi duyumsamalarının farkına varabilecektir. Ademoğlu, ancak o zaman insan olmanın şerefine tutacaktır matemini.
* İlhan-ı Aşk / İlhan-ı Aşk / İlhan İrem
**Dem / Cennet İlahileri / İlhan İrem

Nisan 1st, 2008 at 03:16
hayatta kalma, mesleğinde iyi olma, iyi bir yaşama kavuşma hayali insanı bilinçli olmaya zorlarken, yine de “insan olmanın şerefinin” bu denli anlaşılır ve içten ifade edilmesi mutluluk verici..