RSS

Avrupa Takımı Derken

Cum, Nis 4, 2008

Futbol

Tell a Friend

Fenerbahçe müthişti, harika oynadı, maçın hakkı buydu diyemeyeceğim değil ama demiyorum, diyeceğim artık Fenerbahçe bir Avrupa Takımı olduğunu kanıtladı. Hatırlanır mı bilmiyorum ama eskiden Türk takımları 80 dakka harika oynayıp son dakikalarda yedikleri gollerle kaybederlerdi maçları. Bu şekilde maç kazanan takımları Avrupa Takımı olarak nitelerdik, oynamasalar da maçı kazanabiliyor, büyük takım bunlar derdik.

Şimdi görüyoruz ki Fenerbahçe tam bir Avrupa Takımı olmuş. Yemiyor, yemediği gibi atıyor. Son on dakkaya gelince “hah yedik işte” dedirtmiyor.

Defansta Edu ve Lugano’nun kademe anlayışlarının yanında forvetleri yıldıran bir oyun şekilleri var. Özellikle Lugano, bu konuda Materazzi’den çok da aşağı kalır değil.

Tabii aynı anda defansın ve forvetin en büyük destekçisi Aurelio’nun özellikle orta sahada, rakip sahayı geçtikten sonraki müdahaleleri ve çok yerinde yaptığı faulleri geçekten çok profesyonel. Alex ile Al-Ver’leri ve Alex’in arkasında her yere ilişebilen domino taşı gibi oynaması hatta Alex’in yerine getiremediği defansif görevi üstlenmesiyle orta sahanın dinamosu halinde. Forvete katkısı aslında bu maçta pek olmasa da verdiği gol pası bile yeterli. Hatta ben pası verenin Alex olduğunu düşünmüştüm. Nasıl ki 2000′lerin Galatasaray’ında Hagi’nin en büyük destekçisi Tugay idiyse bugün de Alex’in en büyük destekçisi Mehmet Aurelio.

Deivid de Souza geçen sene gerçekten hiçbir varlık gösteremedi. Hatta bir ara yine Türkiye’ye gelip çürüyen bir futbolcu olarak anadolu takımlarından birine gideceğini düşünüyordum fakat özellikle fiziksel yönden kendini sadece üç ayda bu kadar geliştirmesi ve kaleyi karşısına aldıktan sonraki futbol tutumu çok tatminkar. Acaba Kezman ya da Semih yerine Deivid de Souza forvette oynasa nasıl olur diye düşünemeden edemiyorum.

Kazım Kazım’ın oyuna katılması benim açımdan çok saçma bir hareketti çünkü Kazım Kazım ne zaman oyuna girse, dengesiz mi dengesiz bir futbol sergilerdi. Özellikle bu tutumunu Türkiye’deki İnter maçında görme fırsatımız oldu. Hatta bunun üzerine Aziz Yıldırım’ın “aklını başına devşir herkesin takıma bu denli katkı yaptığı bir ortamda çok vasıfsız oynuyorsun” gibi bir azarlaması medya gündemine düşmüştü. Yine de yanıltmasın, evet Kazım gol attı ve iyi oynadı ama hala dengesiz bir adam. Bu çıkışın baki olması için çok daha fazla çalışması gerekiyor.

Maldonado’nun Selçuk’un yerine oynadığını göz önünde bulundurursak Appiah’ın eksikliğinde daha iyi bir transfer yapılamaz diye düşünmeden edemiyorum. Hatta hatırlayalım Basın bu transferi eleştirmişti o mevkide oynayan üç-dört oyuncu var gerekçesiyle.

Kezman yine yoklarda. Evet anlayabiliyorum klubun düşüncesini: En nihayetinde bir Türk takımı milyon dolarlarla aldığı bir futbolcu klübede bırakamaz ama artık Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalde oynayan bir takım para hesabı yapmamalı. Semih çok mu iyi, tartışılır… Fakat takıma sağladığı yarar açısından Semih seçilmesi gerekiyor. Top saklayıp pas yapabiliyor.

Wederson her zamanki gibi amatör ama hırslı. Uğur pek zaman bulamadı ama çok yakında sol tarafta harikalar yaratacak, kumaş var. Alex için bir şey söylemeye gerek yok. Önder Turacı çok sırıtmadı fakat Gökhan Gönül geleceğin Overmars’ıdır diyorum. -Buraya da yazmış oluyorum-. Aslında Önder defansta iyi sayılır, Gökhan’ı öne çekip Deivid’i forvete koymak neden çok ütopik geliyor anlamıyorum.

Gelelim Volkan’a. Tek kelimeyle Maçın Adamıydı. Özellikle Drogba’nın her zaman yaptığı gibi -Evrim Örs’ün tabiriyle- bir pivot gibi Wederson’u arkasına alıp, vücut hareketiyle geçip kaleye çektiği şutu Volkan’dan başka Türkiye’de tutabilecek bir kaleci var mı, tartışılır. Duruşu bile güven veren böyle bir kalecinin Fenerbahçe’de forma giymesi de olayın diğer boyutu. Farz-ı mahal, Volkan o golü yeseydi Fenerbahçe bu maçı çevirebilir miydi düşünmek lazım. Genelde hep gol atan övülür ama Chelsea gibi bir takımdan gol yememek çok daha zor bir mesele. Drogba, Ballack, Joe Cole, Lampard’ı kadrosunda bulunduran bir takımdan bahsediyoruz. Volkan’ı cani gönülden kutluyoruz.

Herşey bir yana Chelsea’yi yenmek herkesi yenebilmek anlamına geliyor. Bu tur geçilirse rakip de Arsenal olursa, final’deki rakibi düşünmeye başlayacağım ben. Liverpool olursa maç garip bir havaya girebilir Beşiktaş dolayısıyla. Bu arada Beşiktaş taraftarları olası bir Liverpool- Fenerbahçe karşısında kimi tutacak merak ediyorum.

Share This Post

Yazar:

meftare Didamangisa´da 182 yazıya sahip .


5 Bu yazı için yapılan yorumlar.

  1. mamumiskun:

    Bu arada Deivid’in forvet oynamasıyla ilgili olarak, bu zaten Deivid’in Fenerbahçe’ye ilk geldiği zamanlarda, yani yazarın tabiriyle “hiçbir varlık gösteremediği” zamanlarda denenmişti, daha doğrusu zaten forvet oyuncusu olarak transfer edildiği lanse edilmişti. Sporting Lisbon’da hangi mevkiide oynuyordu, o kadarını bilemiyorum. Ama zaman içinde forvette verimsiz olduğu için orta sahanın sağına çekildi, bu mevkiide de bir Anadolu takımında çürüme tasarısının tam aksine bir görüntü çizerek, hem attığı muazzam gollerle ve Şampiyonlar Ligi gol krallığında iddiasıyla hem de oyun içinde gol harici etkinliğiyle resmen Avrupa’da konuşulan bir oyuncu haline geldi. Şimdi zaten ileride Semih ve/veya Kežman’la takımın oturmuş bir hali varken, gidip de Deivid’in başarısızlığı tecrübe edilmiş bir mevkiide tekrar denenmesinin bu gidişatta kesinlikle bir gereklilik olduğunu düşünmüyorum.

    Ve son olarak, geçtiğimiz hafta içinde trajikomik bir “Servet’in ön libero oynaması” vakasını tartışan Galatasaray’la, Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Chelsea’yi yenen Fenerbahçe’nin gündemleri arasındaki farka tekrar dikkat çekmek istiyorum. Fenerbahçe aleyhine saçmalıklar yapmaya çalışmaktansa, Galatasaray ve Beşiktaşlıların, ancak bu başarıyı takdir edip örnek almaları, önümüzdeki senelerde yaşanacak aczi biraz olsun aza indirgeyebilir diyerek bitiriyorum.

  2. meftare:

    Geçen seneden bu yana Deivid’deki değişimi ya da gelişimi mevki değişikliğine bağlayamayız. Dediğim gibi Deivid çok çelimsiz olmasının yanında takıma da uyum sağlayamıyordu. Şimdi durum çok farklı. Nasıl ki Tuncay Fenerbahce’de bir ara forvet oynuyordu sonra sol açık’a alındı şimdi de Boro’da yine forvet oynuyor. Deivid için de aynı şey söz konusu olabilir. Tek bir sorun var forvet oyuncusunun basması, koşması lazım. Neydi, distance’ı cover etmesi lazım. Deivid’in pek böyle bir özelliği yok. Forvette oynayamamasının tek nedenini buna bağlıyorum fakat yine de forvette başarısız olacağını düşünmüyorum.

  3. meftare:

    Bakalım bugün Fenerbahçe ne yapacak…

    Üç ihtimalli bir maç[Yasin İlker:)] fakat bana, beraberlik daha olası geliyor. Her zaman olduğu gibi Fenerbahçe kalesi ilk yarım saat abluka altına alınacak. Bu ilk yarım saat çok hata yapmazsa Fenerbahçe bu turu geçer.

  4. Zet:

    Şimdi ne düşünüyorsun meftare?

  5. meftare:

    Biraz geç oldu ama şimdi cevap vermek daha iyi olacak.

    Dediğimiz gibi oldu, Fenerbahçe 3. dakika’da gelen golden sonra yarım saat hatta bütün ilk yarı boyunca bir varlık gösteremedi. İkinci yarıda ise bir şeyler yapmış gibi gözüktü ama aslında Chelsea’nin katı defansına azıcık offansla karşılık verdi ama tabii olmadı. Chelsea, Liverpool gibi saldıran, bir golle yetinmeyen bir takım değil. Chelsea az atar, çok az yer. Hatta tüm Şampiyonlar Ligi maçlarında toplam 6 gol yedi. Bunların ikisi Fenerbahçe’den üçü Liverpool’dan. Bu yüzden ikinci yarı Fenerbahçe çok iyi oynadı, Chelsea’yi oynatmadı’dan ziyade durum Chelsea oynamadı, defans yaptı şeklindeydi.

    Bundan Sonra Fenerbahçe;

    Eğer Fenerbahçe gerçekten büyük oynuyorsa, yani hedef bir UEFA Kupası Finali ya da Şampiyonlar Ligi Finali ise Alex’e yaslanmaktan vazgeçmeli. Artık görüyoruz ki Alex büyük takımlar karşısında iyi markaj altında hiçbir şey yapamıyor. Eğer Final görmek istiyorsa Fenerbahçe; Deivid, Alex, Maldonada’dan vazgeçip İki tane CSKA Moskova’nın forvetleri gibi forvet oyunucusu alıp orta sahaya da Aurelio’nun yanına bir Lampardvari futbolcu eklemesi gerekir. Kanatlar da ise sorun yok Wederson, Uğur ve Önder, Gökhan gayet iyi. Tabii Gökhan’ı bekten sol açığa çekmek gerekecek. Önder bek’te sorunsuz oynuyor, Gökhan ise her yerde oynuyor. Neden Gökhan’ı ileri çekmeyi Zico aklından hiç geçirmedi, bunu da anlamış değilim.

Yorumunuzu Yazınız.