
Lazca Rock müziğin Zuğaşi Berepe‘lerden sonraki en önemli temsilcisi Marsis ile Lazebura‘dan Otanuşi arkadaşımız bir söyleşi yapmış. Buraya da koymak istedim.
MARSİS
Korhan Özyıldız: Vokal
Ceyhun Demir: Kemençe, Geri Vokal
Evren Arkman: Bas gitar,Geri Vokal
Çağatay Kadı: Elektrik Gitar
Mustafa Gökay Ferah: Tulum
Reşat Saral: Davul
Velican Sagun: Perkusyon
Lazebura: Grup adını, Kaçkarların bir zirvesinden alıyor. Bunun özel bir nedeni var mı? Abu-Çağlayan vadisi üzerinde yapılması planlanan Heslere bir tepki olarak düşünebilir miyiz?
Marsis (Korhan): Evet Marsis, Kaçkarlar’ın endamlı bir zirvesidir. Bizim gruba bu ismi vermemizin nedeni orasının sadece zirve olmasından kaynaklanan birşey değildi. Geçmişten beri hepimizin bildiği gibi Karadeniz’de yayla zamanı vardır. Yayla zamanında insanlar Marsis’e çıkar ve orada bir ayin şeklinde tulum eşliğinde 24 saat boyunca horon oynarlarmış. ‘Horonu ibadet sayacak Tanrı’ sözünün buradan geldiğini düşünüyoruz. Abu-Çağlayan vadisi üzerinde yapılması planlanan HES projesi bizim grup kurulduktan sonra ortaya çıktı. Gruba bu projeye tepki olarak bu ismi koymadık ama bu proje biz olduğumuz sürece her zaman şiddetli tepkiyle karşılanacak. Bu projenin ortaya çıkışından beri sıkı bir takipteyiz ve böyle mantıksız bir projeye izin vermeyeceğiz.
Lazebura: Marsis ne zaman, nasıl doğdu ve ne yönde bir müzik cizgisi var?
Marsis (Korhan): 2005 diyoruz biz Marsis’in kuruluşuna. 2005′ten öncede Marsis vardı ama gerçek Marsis, benim ve Ceyhun’un bir araya gelmesinden sonra oluştu. Marsis’in müzikal amacını söyleyeyim ben. Bu grubun amacı zaten belli bir yere sahip olan Karadeniz Rock müziğini dünyaya tanıtabilmektir ki bu müziğin böyle bir potansiyeli var kesinlikle bize göre.
Lazebura: Şöyle bir durum var. Sizler itibariyle, etkinlikler, mitingler, konserler olsun, belli bir katılım söz konusu. Bunu birşeyleri ifade etme, müzikle ifade etme olarak algılıyorum ben.
Korhan: Yaptığımız müzikle insanları eğlendirmek, onları mutlu edebilmek bizi 10 kat daha mutlu ediyor . Bu yüzdendir ki hergün daha fazla insanla tanışıyoruz ve konserlerde, etkinliklerde, meydanlarda, sokaklarda insanlarla bir çok duyguyu paylaşıyoruz. Bunun yanında mesajlar vermeye çalışıyoruz çünkü ‘Vatanımız Dünya’ ve dünyada kötü giden şeylere karşı ses çıkarmaya, güzellikleri çoğaltmaya çalışıyoruz elimizden geldiği kadarıyla.
Lazebura: Grup üyeleri kimlerdir? Kısaca tanıtabilir misiniz? Ve üyelerin müzik dışında uğraşları nelerdir?
Marsis (Çağatay): Ben grubun elektro gitaristiyim, Velican grubun perküsyoncusu, Korhan grubun solisti. Şu an burada olamayan tulumcumuz Mustafa Gökay Ferah, kemençecimiz Ceyhun Demir, bas gitaristimiz Evren Arkman ve davulcumuz Reşat Saral diğer grup elemanları. 7 kişilik bir grubuz.
…
Lazebura: En büyük sorunlarımızdan biri bu. Birey olarak insanlar çok fazla bir şey yapmıyor. Bizler elimizden geldiğince mitinglere katılıyoruz, Çevreyi korumaya çalışıyoruz ama bunların ne kadar yararı oluyor bilemiyoruz. Bu konuda insanlar başka neler yapabilirler?
Marsis (Çağatay): Mitinglerin muhakkak önemi var. Özellikle bunların yapılması gerekiyor ki ne kadar çok insana ulaşırsa, ne kadar çok insan bunlardan haberdar olur ve farkına varırsa o karşımızdaki gücün o kadar karşında dururuz. Evet onlar şu an çok güçlüler ama farkında olmayanlar çok daha fazla. önce bireysel olarak birşeylerin farkına varıp, çevremizdeki herkesi birer birer etkilemek zorundayız. Müzik gruplarının böyle bir avantajı var. Müzik grupları genele seslenirler ve daha çok insana, kitleye hitap ettikleri için daha fazla insanı daha çabuk etkileme şansları vardır. Bu noktada kendimizi daha fazla sorumlu görüyoruz. Bu yüzden mitinglere, eylemlere katılıyoruz, bu tür röportajlarda anlatmaya çalışıyoruz. Kendi dünya görüşümüzü ifade etmeye çalışıyoruz. Bizi seven dinleyen insanların da bunları duymasını istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz.
Lazebura: Müzik çalışmalarınızda Lazca’nın yeri nedir, bu baglamda Lazcayı ve Laz müziğini nasıl görüyorsunuz? Kendi besteleriniz ve derlemeleriniz var mı?
Marsis (Korhan): Çalışmalarımızda Lazca’nın yeri tabiki büyük. çünkü Lazca kaybolmakta olan bir dil. Kültürümüzü, doğamızı, dilimiz kaybedersek ne anlamı kalır yaşamamızın. Hiçbirimiz bu dilin ve kültürün kaybolmasını istemiyoruz. Derlemelerimiz ve bestelerimiz tabi ki var. Ve her geçen gün deneysel çalışmalar yapıyoruz yeni ve farklı birşeyler üretmeye çalışıyoruz. Memleketle hiçbir zaman ilişkimizi koparmıyoruz. Bizi ordan destekleyen birçok güzel insan var ve günden güne çoğalıyorlar. Bize şarkı sözlerini ve derleme çalışmalarını yolluyolar yorumlamamız ve bestelememiz için.
Çağatay: Derlemelerin önemi büyük, nasıl Lazca’nın unutulmaması için yeni Lazca şarkılar söylemek gerekiyorsa, oradaki türkülerinde unutulmaması için yeni grupların bunları tekrar tekrar yorumlamalarında bir sakınca yok. Bunun yanında sadece derleme yapmakta yeterli değil. Laz Dili ve Kültürüne katkı sağlamak içinde yeni şeyler üretmek gerek. Grup olarak sadece derleme yaparak devam etmek değil bizim amacımız. Derlemelerin önemini biliyoruz ama bunun yanında orjinal çalışmalarda koyabilmek amacımız.
Lazebura: Günümüz müzik piyasasındaki Karadeniz müziği adına yapılan çalışmaları nasıl buluyorsunuz ve son zamanlarda hızla artan genç müzik grupları hakkındaki genel düşünceniz nedir?
Marsis (Çağatay): Sadece müzikte değil hayatının her alanında bir endüstrileşme çok yoğun biçimde yaşanıyor, bu bir gerçek. İşin metalaştırılması ve paraya endekslenmesi bütün sanat dallarında ön plana alınmış durumda. Karadeniz müziğinde ne olduğundan çok ne olacağını konuşmak lazım. Şu an genç Karadeniz müzigi yapan arkadaşlar var. Bunların çoğalması gerek. Nitelikten çok nicelik şu an belki aslolan. Çok fazla niteliğe bakmamak lazım. Belki kötü yorumlanıyor olabilir, vasat çalışmalarda olabilir ama yok olmakta olan bir dili kurtarmak için bir şeyler üretilmesi gerekir. Daha sonra onu daha iyi yapacak olanlar çıkacaktır mutlaka… Geçmişte Zuğaşi Berepe’nin attığı adım çok önemli. Belki bir kıvılcımı yakan oydu.
Korhan: Karadeniz müziğinde onlardan önce böyle bir örnek yokken Zuğaşi Berepe’nin Hard Rock bir müzikle ortaya çıkışı, yeni nesil gençliğe mutlak bir ışık oldu. Bundan nasibini alanlardan biri de benim mesela.
Çağatay: Karadeniz müziğinin popülerleşmesi bir yozlaşma getirir mi endişesi vardır haklı olarak. Zuğaşi Berepe’yi ilk dinleyenlerin bu karışıklığı yaşadığına eminim. Sonuçta Karadeniz bölgesinde sıkışmış etnik ve otantik bir müzik var ve bu müzik oradan atılmadığı sürece bir zaman sonra yok olacaktır. Yeni nesil değişime ayak uyduruyor, aynı zamanda şehirde büyüyen Karadenizli gençlere bunları sevdirmek için bu değişim yaşanmak zorunda. Bir kültürün yok olması demek hiçbir şekilde devam etmemesi demek. Bu tür modern denemelerin peşinden onun alternatifi etnik yorumlarıda getiriyor. Yani ister istemez başka bir yol açmış oluyorlar.
…
Lazebura: Günümüzde internet ortamında yapılan çalışmalar çok önemli. Sizin internet ortamında faaliyetleriniz nelerdir?Marsis (Korhan): Bizim bir internet sitemiz var. www.marsis.biz Oradan bir takım faaliyetlerde bulunmaya çalışıyoruz.
..
Lazebura: İnternet günümüzde ulaşım anlamında çok önemli ve gerekli bir yol ama insanları birbirinden uzaklaştırma anlamında da çok etkili. Bunun ortasını Türkiye henüz keşfedemedi yada başarılı olamıyor. Bir gün internetin doğru kullanılacağına inanıyoruz. Bir albüm çalışması hazırlığında olduğunuzu biliyoruz. çalışmalara ne zaman başladınız ve çıkması planlanan zaman nedir? Albümün içeriğine ve yapım aşamasında kimlerle çalıştığınıza değinebilir misiniz?
Marsis (Korhan): Albüm çalışmasına 2007 Mayıs ayında başladık. Hala sürüyor ve de sürecek çünkü yapabildiğimizin en iyisini yapmak istiyoruz. Şu an albüm deneysel çalışmalarla yavaş yavaş gidiyor. İçerik olarak, albüm repertuarının yarısı beste olacak. Diğer yarısı ise çok duyulmamış anonim şarkılardan ve çok duyulmuş ama hiç böyle yorumlanmamış şarkılardan oluşacak. Başka bir müzisyenle çalışmadık şu ana kadar zaten albümdeki çalımların hepsini grup elemanları yapacak.
..
Marsis (Çağatay): Ama canlı performanslar tam hız sürüyor.
Lazebura: Evet tam hız sürüyor. Yarın gündüz savaş karşıtı bir eylemde akşamsa Fındıklı Derelerini koruma adına bir etkinlikte olacaksınız. Müzik piyasasında, müzisyenlerin birbirinden etkilendiği bir gerçek. Sizin bu bağlamda beğendiğiniz, etkilendiğiniz ve bu çizgi bizim çizgimize yakındır dediğiniz, örnek aldığınız müzisyenler veya gruplar var mıdır?
Marsis (Korhan): Tabi ki var. Karadeniz-Rock müziği yaptığımız için Kazım Koyuncu ve Zuğaşi Berepe kaçınılmaz idollerimizdir. Onlar bu müziği bir noktaya getirdiler. Bizim amacımız da onların getirdiği noktadan daha yükseğe götürebilmektir.
Çağatay: Bizim bir şansımız var. Grup olarak çok farklı müzik disiplinlerinden etkilenmiş ve o müzikle yoğrulmuş insanların barındığı bir grubuz.
Velican: Mesela ben Halk Müziğiyle yetiştim.
Çağatay: Ben gitarcı olarak rock disiplini altında büyüdüm. 60’ların, 70’lerin rock müziğinden etkilendim ve büyüdüm. Aynı şekilde basçımız da rock müzik ile büyümüş biri. Davulcumuz elektronik müzik dinler, tulumcumuz otantik müzik ağırlıklıdır. Ceyhun’un özgün müzik geçmişi vardır. Bunların birlikteliği orijinal bir şeyler çıkarma adına bizi biraz daha şanslı kılıyor.
Lazebura: Karadeniz’i kapsayarak konuşursak bu kadar renkli insanı bir arada barındıran ender gruplardan biri diyebiliriz Marsis için. Bu soru Korhan için: Aldığımız duyumlara göre, çok geniş kitlelere ulaşmış, hayatı boyunca çok başarılı işlere imza atmış Kazım Koyuncu’ya benzetiliyormuşsunuz. Bunu, dinleyicilerinizden size söyleyen oluyor mu? Oluyorsa bu durum sizi nasıl etkiliyor?
Marsis (Korhan): Öncelikle İsmail Türüt’e değil de Kazım Koyuncu gibi güzel bir adama benzetildiğim için gurur duyuyorum. Kazım Koyuncu beni çok etkileyen ve değişik düşünmemi sağlamış bir insandır. Tip olarak benzetenlere bir şey diyemiycem çünkü aynı yörenin insanları olarak o yörenin genetik özelliklerini taşıyoruz. Bunun dışındaki benzetmeler de insanları çok iyi anlıyorum ve hiçbir zaman kötü karşılamadım çünkü o özlemden bende de var. Kazım Abi’yi kaybetmek onu tanıyıp tanımayan herkesi çok etkiledi. Bu yüzden bir benzetme isteği doğuyor insanlarda olay farklı olsa bile. Söylecek birşeyim yok fazla. Beni hiç bir şekilde rahatsız etmiyor çünkü üreten, çalışan, emek veren başka bir bireyim ben.
Lazebura: Etkilenmek bu konuda zarar olmadığı gibi yararda. Sonuçta üretiliyor. Bir çok şeyi insanlar ondan aldılar.
Çağatay: Bende genel olarak şunu söyleyebilirim ki Zuğaşi Berepe-Kazım Koyuncu’nun yaptığı müzik bir tarz. Bir tarzın devamı söz konusudur ki onların yaptığının da bir anlamı olsun. Bayrak yarışı gibi bir şeydir bu. Kazım abinin şöyle bir şey isteyebileceğini düşünüyormusunuz? “Biz bu tarzı yaptık, kimse devam ettirmesin.” Bunun o kadar çok örneği var ki, Doğuda olsun Batıda olsun. Aslolan o müziği temel alıp, ondan bağımsız yeni bir şey koyabilmek. Yapılması gereken şey iyiyi ve doğruyu örnek alıp ki tamamen iyi ve doğru bir örnek Zuğaşi Berepe ve Kazım Koyuncu… ondan sonra kendi kişiliğini ortaya koyup bir şeyler üretebilmek.
Lazebura: Yakın gelecekte, müzik alanında neler planlıyorsunuz? Kısaca, kendinize belirlediğiniz hedef nedir?
Marsis (Çağatay): Az öncede bir şey söylemek istemiştim o yüzden ben kaptım mikrofonu :) Albümün geniş kitlelere ulaşma açısından eskiden daha fazla önemi vardı ama artık öyle değil. önemli olan insanlara ulaşmak için mümkün olduğunca konser verebilmek. Albümü yavaşlatma nedenlerimizden biri bu. Gerekli iyi şartları sağlayana kadar canlı performanslarla bizi izleyenlere ulaşmak. Ve olayın aslında gerçek tarafı da bu, yani birebir, göz göze gelerek çalmak kadar keyifli bir şey yok.
Velican: Ama şöyle bir nokta var. Sitelerde, forumlarda rastlıyoruz. Türkiye’nin değişik bölgelerinde konserlere katılamayan bir çok insan var. Tabiki bizi dinlemeleri için bir albüm şart.
Lazebura: Elbette ki sahne performansı ile izlemek çok daha özel ama albümün de en önemli özelliği kalıcı olması. Şunu düşünürsek Zuğaşi Berepe’yi kendi döneminde dinlemeyenler, tanımayanlar şimdi bu sayede dinleyebiliyorlar.
Çağatay: Ben hemen savunmaya geçeyim :) Aynı şeyleri söyleyerek beni kendimi savunmaya mecbur bıraktınız. Tabiki bir albüm olmalı ama albüm olsun diye de olmamalı, zamanı geldiğinde olmalı.
Lazebura: Ben savunma almayacağım :) Gelecekte, size dışarıdan verilecek (amatör müzisyenler, söz yazarları vs.) çalışmaları değerlendirmeyi düşünüyor musunuz? Şu an için böyle çalışmalarınız var mı? Kısaca buna, size dışarıdan gelecek tekliflere açık mısınız diyelim…
Marsis (Korhan): Dışarıdan gelebilecek her türlü desteğe, yardıma açığız. Bu aynı zamanda insanların bize önem verdiğini gösterir ve bunu görmek bizleri mutlu eder.
Röportajı hazırlayan: Otanuşi

Yorumunuzu Yazınız.