Bunlar 2008 Wimbledon “Runner-up”ı Roger Federer’in, oyun süresi yaklaşık 5 saat olan, yağmur kesintileriyle birlikte de 7 saate yakın süre devam eden final karşılaşmasının sonunda, setlerde 2-0 geri düşüp, takip eden iki seti tie-break’lerle kazanarak durumu 2-2′ye getirip, ve artık havanın karardığı beşinci seti de 9-7′lik sonuçla kaybederek, profesyonel tenis tarihinde bir rekor olan 6 üst üste Wimbledon şampiyonluğunu kazanmasını engelleyen Rafael Nadal’ın inanılmaz ve gerçekten de kimi zaman sözlerle ifade edilemeyecek derecede muhteşem olan oyunu karşısında, ikincilik kupasını alırken söyledikleri.
İyi bir tenis izleyicisi olarak, hatırladığım en enteresan maçın senesini tam hatırlayamadığım Martina Hingis-Steffi Graf arasındaki Roland Garros finali olduğunu söyleyebilirim. Bu da salt tenis oyunundan ziyade Hingis’in o maçtaki enteresan hareketlerinden dolayıdır; rakibin sahasına geçmek, protesto amaçlı kesme servis atmak gibi. Ondan sonra belki Federer ile Agassi’nin 2005 Amerika Açık finali, şimdi aklıma gelmeyen ama yaşımın elverdiği, görsem hatırlayacak olduğum daha başkaları. Bu maçı onlardan ayıransa farklı bir duyguydu: bu maçı izlerken gerçekten de tarihe tanıklık ettiğini hissediyordu insan, ve bir spor karşılaşmasının nasıl bu denli büyük bir mücadeleye sahne olduğunu görüp sonunda da her iki tarafın birbirine bu kadar saygı duyduğunu görünce, “insan” olmasından farklı bir gurur duyuyordu.
Çok anlık kararlar, değişik olasılıklar, milimetrelerle içeri düşen ya da dışarı çıkan vuruşlar, Nadal’ın dördüncü setin tie-break’inde fileden sekip yavaşça auta düşen ve çift hataya sebep olan servisi, Federer’in Nadal’ın inanılmaz spinli gelen topuna bir de rüzgarın etkisiyle geçtiği ıska, Nadal’ın sayısız defa inanılmaz toplara yetişmesi, maçtan sonra tribünlere “tırmanması”, ve Federer’in gerçekten de herşeyi denemesi… Bütün bunlar bir sporu; zeka, güç, teknik, hız, hırs ve zerafetle dolu gerçek bir “epope”ye çevirdi bu maçta.
Bu iki oyuncu birbirleriyle oynayarak daha yukarı çıkıyorlar, burası bir gerçek. Federer, kaybettiği son iki Grand Slam sonrasında hep Nadal’ı tebrik edip, onun daha çok hak ettiğini söyleyerek, önümüzdeki sene için daha iyi hazırlanacağını ve yine onun karşısında olacağını belirtiyor. Roland Garros için bunu söylemesine alışkınız ama Wimbledon’da da bunu duymuş olmak bazı şeylerin değişmekte olduğunu artık bariz bir şekilde ortaya koyuyor ve yeni bir çağın başlangıcını haber veriyor. Rafa, önümüzdeki dönemde tenis sporunu tek başına domine edecekmiş gibi görünüyor. Bundan birkaç sene önce Roger Federer’in yenilmez ve normal insan sınırlarının üzerinde iyi olduğunu, ve son zamanlarda da -pek de haksız olmayarak- gelmiş geçmiş en iyi oyuncu olduğunu söylüyorsak; sanırım Rafael Nadal için her geçen gün daha da görkemli sıfatlara ihtiyacımız olacak.

Temmuz 7th, 2008 at 01:37
maçın hikayesi ve istatistikler için:
http://www.wimbledon.org/en_GB/news/match_reports/2008-07-06/200807061215376665046.html
Temmuz 7th, 2008 at 10:35
Benim ender izlediğim tenis maçlarından en beğendiğim hatta CNNTurk spikerine gore de dunyanın en çekişmeli tenis maçıydı. Ben Nadal’ı hayranlıkla seyrederken ve maç boyunca kazanmayı hakettiğini düşünürken maçtan sonra Federer taraftarı ve Nadal düşmanı mevt rumuzlu arkadaşın da yorumu şoyle oldu: “Ibnetor nadal topos herif”. :) çünkü kendisi Nadal’ın estetik olmadığını savunuyor ve bu başarısının altında tenis bilgisi ve estetiğinin değil atletizmin yattığını soyluyor. Yalan da değil.
Temmuz 7th, 2008 at 12:26
izlediğm en iyi nadal-federer macıydı.Wimbledon’u federer’e rağmen kazanması gercekten manidardı, ilerki yıllarda nadal’ın baskısı artacak gibi gözüküyor. Ama Nadal’ın söylediği gibi federer hala en iyisi
Temmuz 7th, 2008 at 20:11
bu da böyle bir yazı kısmen aynı hissiyatta: http://www.ntvspor.net/Pages/25476.ASP
bu seneye kadar ben de mevt rumuzlu arkadaşın söylemini paylaşanlardan biriydim, fakat artık olayın değiştiğini görmek gerekiyor, nadal gerçekten müthiş ve kendisine kıskançlıkla söylenen “ibnetoğ” vs. gibi sözleri kesinlikle hak etmiyor.