Bir gece filmi izledikten sonra, uyku zamanı gelmişti. Ancak uykum gelmemişti çünkü film zihnimi meşgul ediyordu. Hemen not defterimi kucakladım, saat 03.05..
Film zaman zaman abartılı: O zayıf bünyeyle, kızın (Teena Brandon), erkeklik oyunlarına girişmesi bana abartılı geldi (araba yarışı, pick-up sörfü, amaçsız seyahatler, kavga!…).
Ama son yarım saate gelindiğinde, her saniyenin gerçekçi, vurucu ve heyecan verici olduğunu söyleyebilirim. Kızın içinden gelen duygularla gösterdiği masum isteklerine karşılık, en yakınındakilerin gösterdiği acımasız tavır etkileyiciydi.
Film bazı görüşlerimin olgunlaşmasına yardımcı oldu: Normal halk, oturduğumuz yerden, eşcinselleri ve hermafroditleri reddedemeyiz.
Hatırla, polis, kıza, ne durumda olduğunu sorduğunda, “cinsel kimlik krizi yaşadığı” yanıtını alıyor. Bu demek oluyor ki kız bir çıkmazda, köşeye sıkışmış; gelenekler, kendi anatomisi ve duyguları arasında, topluma karşı.. Oysa kendini bundan kurtarmalı, çıkmaza giren her insan gibi. Ve bunu, kendi istediği yönde gerçekleştirebilmeli çünkü hayatı kendisinin, kimliği de öyle.
O halde Brandon! gibilerin çocuklarımıza kötü örnek olacakları korkusu bir kenara bırakılmalı ve bu insanlar özgür olabilmeli, her ne kadar herkes özgür olup bazıları daha! özgür olsa da…
(ağlatan film)
(konuyu lambda’ya bağlama işini de bir okuyucu üstlenebilir)


Yorumunuzu Yazınız.