RSS

Zaman Gazetesi’nin Yeni Reklamı

Pts, Kas 3, 2008

Reklam

Tell a Friend

Çok ilginç bir reklam, kesinlikle izleyin.

http://www.dailymotion.com/videox78dp7 Share This Post

Yazar:

meftare Didamangisa´da 190 yazıya sahip .


7 Bu yazı için yapılan yorumlar.

  1. mamumiskun:

    evet ben bunun ‘billboard’ halini görmüştüm ilk olarak ve bayağı da enteresan gelmişti gerçekten, yalnız fark ettiniz mi bilmem, günümüzün en fazla kullanılan “yafta”larından (bu arada “yafta”nın tam kelime anlamı da şöyle: “Üzerine asıldığı veya yapıştırıldığı şeylerle ilgili bir bilgi veren yazılı kâğıt parçası”) olan “ulusalcı”, onca yaftanın arasında geçmiyor, geçse daha güzel olurmuş..

    bunu yazdıktan sonra birkaç kez daha, daha dikkatli izledim. bayrak mitingine giden insanların “militarist” olarak yaftalandıklarını şimdi gördüm nedense, inanılmaz bariz olmasına rağmen, herhalde baştan sona tamamını izlememiştim o ana kadar, ya da televizyon kopyasında o sahnenin olmaması mümkün olabilir mi(?), anyway, böyle bir sahnenin varlığı da yukarıdaki söylediklerimi bir daha düşündürttü açıkçası, ama yine de, ve maalesef(?!.), bütün çarpıcılığına karşın, içten bulamıyorum..

  2. mamumiskun:

    bu arada geçenlerde bana anlatılan bir diyalogu da kısaca aktarmak istiyorum :) “zaman”ın tersten okununca “namaz” olması, bazı kesimlerce bir argüman olarak halen kullanılmakta bildiğimiz üzere. bir arkadaş da bunu, sanırım nispeten bu cemaat olarak tabir edilen grupla alakalı bir insana soruyor, “gerçekten bu tersten okununca (namaz) olma durumu birşey ifade ediyor mu?” gibilerinden, bu cemaatle alakalı dediğimiz insan da bunun üzerine şöyle diyor: “o ne saçmalık ya, o zaman sırf ikinci ve üçüncü harflerini okuyunca da başka birşey oluyor..”

    kişiler hakkında bir fikrim yok, ve belki de tamamen hayali bir hikayedir, ama ben her şekilde güldüm ilk duyduğumda..

  3. meftare:

    Yok artık bir cemaatçiden beklenmeyecek sözler:) Şaka, şaka onlar da etten, kemikten normal insanlar hatta o kadar normaller ki inanamayacağınız insanlar bile cemaatçi çıkabiliyor. Bu tabii kendi seçimleri. Saygı duymak lazım. Cemaatçilere karşı değilim ama cemaat olgusuna karşıyım. Çık işin içinden çıkabilirsen. Bu arada söylemişse böyle bir söz iyi söylemiş. Zaman’ın tersi Namaz olsa ne olur olmasa ne olur. Saçma sapan tartışma konuları.

    Reklamda ben de liboş’u gördüm ona bir hayli koptum.

    Bir de senin gibi içten bulamıyorum çünkü hem kendini etiketlemiş hem de karşısındakileri etiketlemiş bir kurumun bu şekilde bir reklam yapması “ne güzel yapmışlar ama” dedirtmiyor. Gerçi bu reklamı hangi gazete yapsa “ne güzel yapmışlar ama” diyebilirim, onu da bilmiyorum.

  4. mamumiskun:

    Fatih Altaylı’nın bugünkü yazısından alıntıdır:

    < <

    İlkeli gazete

    Zaman Gazetesi yeni bir kampanya yapmış.
    Kampanyanın özü yaftalara hayır.
    Eleştirilen Hürriyet Gazetesi aslında.
    “Hortumcu, kaçakçı, laik, dinci” gibi yaftaların Zaman Gazetesi'nin felsefesinde yer almadığını söylemeye çalışıyorlar.
    Doğru ama Hüseyin Üzmez olayı gösteriyor ki, Zaman Gazetesi'nde başka yaftalar da eksik.
    Mesela “Tacizci, tecavüzcü, çocuk tacizcisi, pedofil” gibi yaftalar da Zaman’da yer almıyor.
    Eee, ne de olsa ilkeli gazete.

    >>

  5. meftare:

    Yahu bu aralar bir şeyler okumak hakkaten çok keyifli, Serdar Akinan’ın yazdığına da bakalım.

    Zaman gazetesinin yeni reklam kampanyasını görmüşsünüzdür.

    Saçı uzun bir genç “satanist” etiketiyle müzik dinliyor.

    Bir “dinci”nin elinde bir gazete var.

    Bir taksici, dikiz aynasında Türkiye formunda bir Türk bayrağı sallandığı için “faşist”…

    “Liboş” toplantıda…

    “Mafya” bir arabanın arka koltuğunda…

    Elinde Türk bayrağı olan “Militarist”…

    “Dejenere” bankta uyukluyor…

    Basın toplantısı yapan politikacılar ve onu yayınlayan TV “yalancı”…

    Bir toplantı salonunda ayağa kalkıp aykırı sorular soran genç “anarşist” ve “düşman”…

    Üst üste yığılı kitapların üstündeki “vatan haini” etiketi ise çok zekice…

    Kampanya filminde olmayan kelimeler ne?

    Zaman’ın sayfalarında en çok yer verdiği kelime ve kelimeler…

    Zaman’ın lügatındaki “yafta”lar, nedense, yok…

    “Laik” yok…

    “Seküler” yok…

    “Solcu” yok…

    “Ulusalcı” yok…

    En önemlisi “Ergenekoncu” yok…

    Neden?

    Yanıtı çok basit.

    Ortada bir misyon var. Bu açığa çıktı…

    Ergenekon soruşturması kapsamında Susurluk uzantısı son derece kirli isimler temizlenecekken cemaat bunu muhalefeti susturacak bir cadı avına çevirtti…

    Ama bu cadı avı o kadar dejenere oldu ki… Misyon kendini iptal etti.

    Merdan Yanardağ’ın tam da Fethullah Gülen hareketinin arka planını anlatacağı bir konferansa gitmeden gözaltına alınıp konferans bitince serbest bırakılması bile tek başına bir ölçü değil mi?

    Kamuoyu, Ergenekon soruşturmasında Susurluk uzantısı bir ekibin olduğuna inanıyor.

    Aynı oranda da bu soruşturmada alınan isimlerin başta cemaat ve misyonunu ortaya çıkartacak söylemleri dile getiren isimleri susturacak veya sindirecek bir kampanyaya dönüştüğünü de görüyor.

    Bu kampanyada “Ergenekoncu” kelimesinin kullanıl(a)maması çok önemlidir. Sizi ele veren detaydır…

    Madem “yafta” yapıştırmayan bir gazetesiniz o halde kampanya lügatınıza bir zahmet “Ergenekoncu”, “ulusalcı”, “laik” kelimelerini de ekleyin.

    Bedüizzaman Said-i Nursi’nin yıllar önce ne inşa etmeye çalıştığını, 28 Şubat süreci sonrası ise Nur hareketinin en mühim temsilcisi Fethullah Gülen’in peşinden gelen milyonlarca Müslüman’ı nereye taşıdığını artık görmek gerek.

    Milliyetçi ve devletçi bir anlayışı terk ederek liberal ve küresel bir anlayışa savrulan hareketin askeri bir hiyerarşiyi andıran bu yapısıyla soru sormayan bireyler yarattığı ortada.

    Risale-i Nur temelde soru sorarak sadece Allah’a hesap veren politize bir birey yaratmayı hedeflemedi mi?

    Hatta, birinci Abant Platformu’ndan aşağıdaki sonuç çıkmamış mıydı?

    (…)Akıl ve vahiy çatışmaz; bireyler sosyal yaşamlarını düzenlemek için akıllarını kullanmalıdır.(…)

    Hani nerede “akıl” kullanan birey..?

    Zaman’ın sayfalarında her gün yer alan bir yaftanın reklam kampanyasında kasten kullanılmaması bile cemaat içindeki üst yapının “samimiyet” sınavına dair bir fikir vermektedir.

    Yaftalamadan düşünün… Bir de ahireti düşünün… Nasıl hesap vereceksiniz?

  6. meftare:

    Aradan çok zaman geçti Alev Alatlı “İçerden Mırıldanmalar” ile ilgili olan olaylar sonrasında Ekrem Dumanlı ile Metin Boşnak’ın küfürlü mailleştikleri duymuştuk fakat maillerini buraya koymamıştık emin olamadığımız için. Şimdi Alev Alatlı’nın açık mektubunu koyuyorum buraya. Dumanlı ile Boşnak’ın küfürlü maillerini kanıtlar nitelikte.

    Sayın Dumanlı,”…Alatlı/nın/kaleme aldığı yazılar beş seneyi aşkın bir süredir bu gazetede neşrediliyor. Bu süre içinde çok kritik yazılar kaleme aldı ve herhangi bir problem yaşanmadı” derken, sonuna kadar haklısınız. Nitekim, Zaman’a ilişkin her türlü tezvirata rağmen gazetede yazmayı sürdürmemin nedeni de budur. “Her yazıyı gazete yöneticileri basmak zorunda mıdır?” derken de sonuna kadar haklısınız. Gazetelerin yayın politikaları vardır; her yazıyı basmakla yükümlüdürler diye bir anlayış olamaz. Bu çerçevede, “İçerden Mırıldanmalar”ın sayfa editörü arkadaşımızı rahatsız etmiş olması anlaşılmaz bir durum değildir. Aynı şekilde, sizin bizzat başkanlık ettiğiniz yayın kurulunun metni yayımlamama kararının da yine aynı nedenlerle saygıyla karşılanması gerekir. Ancak, “Biz yazıyı okuma ve değerlendirme fırsatı bulamadan bir internet sitesinde yayınlanmış” şeklindeki ifadenizin doğru olmadığını bile bile, sırf zevahiri kurtarmak için ve beni töhmet altında bırakacak şekilde dillendirmiş olmanız ayıptır. “İçerden Mırıldanmalar”ı okuma fırsatı bulmuş olduğunuz, benden türban olayına değinmeyen bir başka konuda yazı talep etmiş olmanızın ayrıca tastikindedir. Saniyen, söz konusu metnin yayımlandığı ortam herhangi “bir internet sitesi” değil, başta ZAMAN için kaleme aldıklarım olmak üzere, tüm yazılarımı, söyleşilerimi, hakkımda çıkan yazıları, ve diğer görsel malzemeyi yaklaşık 2000 yılından beri paylaştığım grubumdur. Bana ait ürünler bu grubun üyeleri tarafından gıyabımda da otomatik olarak yayımlanır, Kaldı ki, sayfa editörünüz diğerleri gibi bu metnin de grupta değerlendirileceğinden haberdardır. “Daha kararımızı vermeden yazıya ’sansür yapıldı’ diye jurnallendik” ifadenizle bizzat beni “jurnalcilik”le itham ederken, söz konusu metni diğer medya organlarına servis yapan zatın kimliğini okurlarınızdan saklama gayretinizi neye yormam gerektiğini bilemiyorum. Cemaat mülâhazalarıyla, kol kırılır yen içinde şeklinde bir tutum içindeyseniz bile, bunu benim üstümden yapmamalıydınız. Sizinle şahsi bir meselesi olduğu anlaşılan bu zatla yaptığınız o şaşırtıcı yazışmaları yoksayıyor, buna karşın “en çok da” bana “kırıldığınızı” ifade ediyor olmanızı etik dışı bir hedef saptırma gayreti olarak değerlendirdiğimi bilmenizi isterim. Neticeyi kelam, Sayın Dumanlı, ne siz “yazarını ofisboylarına kovduran birileri” kadar nadan olabilirsiniz, ne de ben kendime bu terbiyesizliği yaptırırım. ZAMAN’la ilişkim sizden çok öncelere 1980’lere uzanmakla birlikte, sizin de altını çizdiğiniz gibi bordrolu yazarınız da hiç olmadım. Aramdaki ilişki, ülkemizde hasretini duyduğumuz kalitede, şeffaf olduğu kadar da yazdığında dürüst bir gazetenin varolmasına katkıda bulunmak çabasından ibarettir. İşbu açıklamanızla beni bir kez daha düş kırıklığına uğrattınız, vesselâm.

    Allah’a emanet olunuz.

  7. mamumiskun:

Yorumunuzu Yazınız.