Hiçliğimizi – ya da hiç oluşumuzu – herhangi bir şekilde göz önüne almaksızın, dev aynaları döşenmiş dört duvarlar arasında envai evcilik oyunları oynuyoruz. Sormak ve dinlemek yasak – daha naif bir tabirle belki – ayıp – zaten ayıp dediğimiz şey çoğunluğun az olana koyduğu yasak değil mi? – Herkes kendi görüntüsü karşısında dilediği düşseli gerçekleştirmekte özgür; ama modern dünya ölçütleri içerisinde diğerlerinin sınırlarını ihlâl etmeyeceksin. Çünkü demokratik akbabaların doktrini belli: Senin özgürlüğünün bittiği yerde başkasının özgürlüğü başlar!
Acaba hangi bir deli çıkıp da bağıracak: Demokrasi, 19.yy son çeyreği sonrası egemen sınıfların kendi meşruiyetleri kitleler önünde sağlamak için uydurdukları bir sistemdir. Kısaca oligarşiyi aklama sahnesidir. Kendilerini vatanın bir parçası zanneden ve “birey” olarak adlandıran kitleler belli dönemlerde bir araya gelir ve saniyeler süren süreçlerde oligarşiye tekrar desteklerini sunarlar. Bu tabii az dakikalık mastürbasyon süreçlerinden daha az heyecanlı olabilir belki, ama orgazm sürecinin diğer mastürbasyonlardan daha uzun -mesela dört yıl- sürdüğü söylenebilir. Pek tabii rahatlama korkunçtur: sorgusuz sualsiz geçen süreler, bir sonraki mastürbasyonu beklemeler, ‘hesap soracağız‘ haykırışları… Soruyorum: seçim sonrası çıkıp da ‘hesap soracağız’ diyen görülmüş müdür? ‘Halkımız bize iktidar ya da muhalefet görevi verdi’ açıklaması ne kadar tatmin edicidir? Kitlelerin mastürbasyonu bize görev mi yüklüyor da haberimiz mi yok?
Hiçliğimizi – ya da hiç oluşumuzu – herhangi bir şekilde göz önüne alıp, dev aynaları döşenmiş dört duvarlar arasında envai evcilik oyunları oynamayanlar yine envai toplumsal damgalarla yaşıyorlar. Derdini ifade edenler çeşitli yaş gruplamaları içinde değerlendirebilir. 15 yaşında derdinizi dile getirince –zaten kaale alınmıyorsunuz ama – ‘asi genç’ ya da ‘muayyen döneminde bir genç kız’ muamelesi görebilirsiniz. Bir beş sene sonra benzer tepkilere karşı yediğiniz damga ‘karı peşinde’ ya da ‘istiyor bu kız’ a dönüşecektir. Pek tabi ‘marjinal olan’ ile ‘marjinal takılan’ı iyi ayırmak gerekiyor. Ancak bu da hakkını belki biraz yüksek sesle arayan kadınlara ‘menopoza girmiş’ muamelesi yapıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Ahlaki değerlerin tavan yaptığı dört duvar arasında başkası da beklenemez zaten: “Ülkemizin bölünmez bütünlüğüne karşı… – Sanki bölünür bütünlük varmış gibi – Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan zamanlar… – Haydi halkım yeni mastürbasyonlara – ”
Çıkıp da bağıracak deli benim: Her gün yüzlerce salak ile benzer ilişkilerde döneliyorum. Hepimiz kendi salaklığımızdan habersiz diğerleri üzerinden yepyeni arayışlar içindeyiz. İçinde bulunduğumuz modern zamanların gerektirdikleri çerçevesinde de dört duvar arasında yalnız – yapayalnız – kaç zaman olduğunu kestiremediğimiz bir yolculuğunu doldurma telaşlarındayız. Biri çıkıp da anlatabilir mi kim daha huzurlu, geçmiş zaman köleleri mi yoksa şimdinin özdeğerleri ile ancak karnını doyuran emekçiler mi?

Yorumunuzu Yazınız.