
Devletçi-seçkincilik nedir? Halka rağmen halk için düşüncesi ve devlet bürokrasisinin ve bürokratik elitin temsilcisidir diyebiliriz. Türk siyasal yapısına baktığımızda siyasal cepheleşmenin çok olduğunu görürüz. Türkiye adeta siyasal cepheler cenneti sanki; islamcı, amerikancı, anti-amerikanci, liberal, komünist etiketlerle toplum kamplara ayrıldı ve toplumun iletişim ağlarını keserek birbirlerine karşı nefret körüklendi. Bu durumun bize bir katkısı olmadığı gibi toplum içindeki bu kamplaşma siyasette de kamplaşmaya yol açtı. Her siyasi partinin temsil ettiği bir toplum tabakası var ve bu toplum tabakası fanatiklik derecesinde o partıye bağlıdır çünkü kendi yaşam biçimi ve tercihlerini o partinin tanımı içinde buluyor. Siyaset içindeki kamplaşmaların topluma da yansımaları oluyor. Tükiye’deki iktidar ve muhalefeti ele alırsak; İktidar gelenekçi-liberal, muhalefet; devletçi -seçkinci. Türkiye’deki siyaset anlayışı bu iki kutupta şekilleniyor ve temsil ettikleri düşünceler hep sistem odaklı oluyor. Yani, hantal sivil bürokrasi, askeri bürokrasi gibi belli bir tabaka ama burada bir tek şey eksik: Halk, halk için siyaset yapan yok. E halkın sorunlarına çözüm bulması gerekenler kim peki, parlamenter sistem çinde çözüm bulacak olan yine meclis, yine siyasi partiler. Bizim bu siyasi partiler içinde bu yazıda konu edeceğim CHP’nin bugünkü çizgisi ve Deniz bey. Deniz bey’i yermem iktidarı tasvip ettiğim anlamına gelmesin yazmaya başlarsam iktidarı ciltlerce yazmam gerekecek. Bundan dolayı bu külfeti taşımamak adına hiç dokunmamayı yeğliyorum. Şimdi Deniz bey’in muhalefet analayışı dolandırıcık ve yolsuzluklarla ilgili ve bunu dışında başka bir muhalefet edecek konu bulamaması üzücü. Dünya’nın ve Türkiye’nin özellikle solun dile getirmesi gerken sorunları varken adeta iktidarı meşrulaştıran bir muhalefet çizgisinde olmasından bir anlam çıkaramıyoruz. Sol, Türkiye’de neden örgütlenemiyor ve sol neden Türkiye’de baraj problemi çekiyor? Sol’un öyle ucu açık ve güncel sorunları var ki bu sorunlara etkili bir çözüm getirse Türkiye’nin seçmen profili değişcecek. Türkiye’deki son gelişmelere baktığımız zaman, hep çözümü sistemin dışında aramiş ve bu tavrı çözümsüzlüğün temel anahtarı olmuş bir ülke görüyorum. Ertuğrul Kürkçü geçenlerde bir programda baraj yüzde 5 altına çekilirse CHP’ye rağmen yüzde 50′nin üstünde oy alabileceğini söylemişti. Düşünsenize chp solun önündeki en büyük engel , bakın paşamızın kurduğu parti ne hale geldi. Kendini halkın terminolojisiyle tanımlayan bir parti bugün ne halde? Chp artık devletçi-seçkinci’lerin terminolojisine göre kendini tanımlıyor, orta-üst bir tabakanın temsilcisi konumunda . CHP’nin vazgeçilmez egzantrik insanı Deniz Baykal partiyi tam bir diktatör edasıyla yöneten ve muhalefet anlayışı solun sorunlarından ziyade suni gündem oluşturmak dişinda hiç bir konusu olamayan bir profil. Deniz bey otokrasisinine şavaş açmak ve partinin acil revizyona gitmesi lazım. CHP içinde genç dinamik ve solun problemlerini bilen yeni bir kadroya ihtiyaç var.
Bu arada deniz bey bu aralar hırsızlıkların peşini bıraktı şimdi müneccimliğe başladı. Yok efendim bazılarıın ruhu karaymış yok efendim bazılarını temizmiş. Bu nasıl bir zihniyettir. Halk bizim halkımız, içi kara olan da içi beyaz olan da. İnsanları ötekileştirerek onları temsil edemezsiniz. CHP madem ulusal bir parti tüm halkı kapsayan sorunlarla ilgilenmeli, hırsız kovalayarak veya münnecimlik yaparak parti yönetilmez. Türkiye’deki solun sorunları ortaya koyulmalı ve bu problemleri çözebilecek yeni kadrolar oluşurulmalı, ortaya konulan sorunları 21.yüzyılın koşullarına göre algılamak ve buna göre çözümler üretmek şarttır. Deniz beyin artık dinlenmesi lazım. Deniz beye güzel bir karadeniz tatili öneriyorum. İstifa etmesi karşılığında rehberlik hizmeti benden. Saygılar, selamlar.

Kasım 22nd, 2008 at 17:46
Katılmakla beraber benim biraz daha farklı fikirlerim de var. CHP, ben kendimi bildim bileli Kemalizm ve unsurlarından başka hiçbir görüşü dillendirmedi/dillendiremedi -yukardaki karikatür de çok iyi anlatıyor durumu ama artık batmaya mı başladı nedir- dillendiremediği gibi de sol kisvesi altında devamlılığını çok silik bir parti olarak sürdürdü. Meclise giremediği dönemleri ve girdiyse de ancak %10/%11 ile girebildiği dönemleri çok iyi hatırlıyorum. Yani aslında AKP dönemecine girmeden önce CHP vasat bir partiydi. Vasatlığı da AKP olmasaydı baki kalacağı ortadaydı. Ne zaman ki AKP geldi, bazı kesimlere din korkusu pompaladı. O anda anti-AKP’ciler kendilerini CHP’de buldular. E dolayısıyla zaten kısır bir siyasi görüşü olan CHP, muhalefetini CHP söyleminden değil, anti-AKP söyleminden devam ettirdi. Bu bir döngü. Ne CHP’yi suçlayabilirsiniz ne de oyverenlerini. Oyverenler anti-AKP adına CHP’ye oy veriyor, CHP’de dolayısıyla anti-AKP söylemiyle siyaset yapıyor. Sizce de çok normal değil mi? Şunu da söylemek istiyorum, AKP karşısında ancak AKP’nin oylarının yarısını alan bir partinin kötü durumda olduğu düşünülmesin sakın. CHP yüzde 8 diyemediniz yüzde 10′lara oynayan bir partiyken AKP sayesinde buralara yükseldi. Hiç zannetmiyorum ki CHP kendi yerini beğenmiyor olsun. Aksine görmüyor musunuz babasının malı gibi oturduğu koltuktan inmiyor kendisi. Hadi onu bıraktım bilmem kaç yüz delege üyesi de bu duruma şahit olmaktan zevk alıyor. Bu işin içinde “çıkar” mekanizması işlemese ne Deniz Baykal’ın orada duracağı ne de insanların Deniz Baykal’ı destekleyeceği var.
Ne AKP ne CHP oy verilebilecek bir parti değildir, olamazlar. Birbirlerini besleyen bu iki partiden kendinizi kurtarabilmenizi diliyorum.
sevgiler.
Kasım 22nd, 2008 at 22:57
Karikatür benim gözden kaçırdığım konuları anlatıyor zaten ve ayrıca çok haklısın akp ve chp cenderenin iki ucu gibi birbirlerini meşrulaştırıyor.